|
|
December 03
Sisli bir maziden uzakta Yalnızca sana yakın Gönlümün dalgalarında sevgim kalsın Bitmeyen rüyalarımda hep sen varsın...
Sen bensiz kalmayı bilemezsin ? Çünkü sen hiç bensiz kalmadın ki...
December 01 Bana elini ver ,dostluğunu ver bana zamansız belki istem dışı belki seni hüzünlere boğan sıkıntıların varsa anlat bana . Beni gör beni tanı! Beni yargılama , uçurumlar sunma yolarıma bırak sana yaklaşayım Gözlerime bak , bak yüzüme sen söyle! Bana dost o diyen bakışlarıma gülümse gözlerinle, aç yüreğini ve sımsıcak güçlü hislerinle sımsıkı tut ellerimden. Ağladığında seninle bende ağlamalıyım. Omzuma yaslan sende değdiğinde sen ben tutmayalım. Sözlerim ışığın, yaşam şeklim ve inançlarım sana yüzümün ve yüreğimin aynısı olmalı. Beni ben olduğum için sevmelisin Çünkü ben seni hataların ve sevaplarınla seviyorum. Dostluğunun önemini biliyorum Yanında olmak sımsıkı sarılmak istiyorum ve acılarını paylaşmak. Sevinçlerini ve mutluluklarını. Her zaman yanında olamayabilirim .Hayat bu acımasız gerçekler farklı belki birbirimizden uzaklara savurur bizi rüzgar Kim bilir?ama sen bilirsin dostum ben bilirim uzaklar uzak kılmaz dostlukları belki daha da sımsıkı tutar özler ve özlettirir. Bilirsin ki ihtiyaç duyulduğunda bir alo yeterlidir.Bir söz vardır bilirsin “Kalp kalbe karşıdır “ Kim bilir bazen aynı anda anılır isimler aynı aynada çevrilir telefonlar ya da aynı anda düşünülür mazi. İşte o an gülümser yüzler. Sevgiyi yüreğinde hisseden ,yalansız ve seviyeli adı geçtiğin de olması gerektiği yerde olabilen paylaşmayı bilen GÖNÜL DOSTLARI'NA sevgiler.....


Şeker'den AŞKIMIZ
Buz'dan EVİMİZ
Tuz'dan hayallerimiz vardı BİZİM
ama
Ne yazık ki bugün YAĞMUR yağdı
Yüreğime kar yağdırdın
Hayallerimi umutlarımı üşüttün
Gözyaşı Yağmuru (ÖZEL)
Önce Windows Media Player'i kapatınız...!!!
Burda ölen yalnızca bedenimdir ki
zaten ölümlüydü ölecekti....
ama düşüncemi öldüremeyeceksiniz düşüncem yaşayacak
Bugünler bitti
Yarınlar'a HOŞÇAKAL...
Sensizim.. Üşüyorum! Bu sana yazdığım son satırlar... Bu dinlediğim son şarkı bizim üstümüze söylenmiş. Kilit vurdum kalbime, umutlarıma. Ne bundan böyle sevdaya dair bir şeyler beklenebilir yüreğimden ne de nefret edebilirim birinden. Ben hamal değilim ki; hep kahrını taşıyım ömrün; Alın atık üzerimden hayata dair ne varsa. Alın sevdaya dair acıları, paylaşın aranızda... Sen sanıyorsun ki, kolay geliyor gidişin bana.. Arkanı döndüğün ilk andan gözlerim gülecek mi yeniden sanıyorsun? Söylesene! Sen ne sanıyorsun aşkı, sevgiyi, söylesene! Kolay olan, kaçmaksa, yalansa, vazgeçişse; ben zor olanı seçiyorum ve Seni Hala Seviyorum. Sen öyle san, farzet ki her şey çok kolay... Gittiğini sandığın sen, giderken bende kalanlarını, yani seni, yani aşkı, yani bizi alamayacaksın benden.... Geri vermeyeceğim onları, benim onlar, bana ait. Biliyor musun, acı olan asla gidişin değil.. Belki bir gün sevmeyi öğrendiğin de yanında ben olmayacağım.. Bir sabah gözlerini yeni doğan güne açtığında başkası olacak yatağında.. Benim içinse sadece "sen" var olacak baktığım her yerde... Ve işte ilk defa o gün sebepsiz ağlayacağım, o gün yaan yağmur gizlemeyecek gözyaşlarımı. Kim bilir belki de aynadaki hayalin ilk kez asacak suratını bana ve o sabah sensiz ve üşümüş uyanacağım! Her şeyin bir bedeli var biliyorum ve bende bu bedeli ödüyorum. Ödediğim bedel sensizlik, yalnızlık, aşksızlık Oysa yüreğim her şeye rağmen mutlu olmanı diliyor.... Seni bulduğum yerden başlıyorum yürümeye.. Seni düşünüyor ve gecenin ayazında üşüyorum.. Veda bile etmeden gidişin geliyor aklıma, sadece susuyorum....
Ya kendini bırak bana..
Ya da beni bana bırak ta yaşayayım.. Bu nasıl ayrılık,
bir daha gelme.. Gelme de alışayım..
Ben senin
yalnız kalışlarında
tek adresin olamam.. Ya benim ol herşeyinle..
Ya da unut herşeyimle..
Yıllardır denedik olmadı..
Suç biraz sende, biraz da bende.. Ama uzatmayalım artık..
Sakın bir daha gelme..
Sönmüyor ateşimiz..
Ama alev alev de yanmıyor.. Ayrılık zor ama..
Beraberken de olmuyor..
Yazılmışsa bir kez..
İlahi kalemle kaderimiz.. Hiçbir kalem kaderi
silip baştan yazmıyor..
SENİNLE BAŞLADIM BİTSİN SENİNLE
Seninle başladım, bitsin seninle Ve gün ve gün ben seni düşünürüm Sen benim her şeyimsin hey sevgili Rüzgarlara ezberlettim türkülerimi Ben hep uzaklara türkü yazarım Sılamsın, sevdamsın, sabır taşımsın. Kalemim adından başka ad yazmaz Bu kütük de başka ad okunmaz Narına, nuruna kurban olduğum Seven sevdiğinden asla yakınmaz Ben sevda bölüğünde kıdemli bir askerim Terhis olsam gidecek bir yerim yok Yüreğimden başka silah taşımam Bütün adresleri iptal ettim. Benim senden özge gerçek yarim yok Sen benim her şeyimsin hey sevgilim Ben rol gereği aşık değilim Deme bu garibin benimle işi ne Aşkın beni teşhir eder senin içine saklanır Aklanırsa adım seninle aklanır İstersen durmadan adres değiştir Gözlerimi bağlasalar da bulurum seni Ben türkülerde tanıdım Fizanı, Yemeni Anlasam ki sesim, sesine değmiştir Bütün gemileri yakar giderim Bu bir tahahüttür sına beni En deli rüzgarların önüne sür bulut bulut Bir yerde yanlış yaparsam adımı unut Son kurşunu kendime sıkar giderim Bir et kemik torbası değilim Bir hasar raporu değil yazdığım Bir aşk mektubudur ey sevgili Kızıl kıyametten önce Ve görmek için bakmaya gerek yok Her dilde güzeldir senin adın Meydanlar sarsılır sen ortaya çıkınca Yeter ki görecek göz, göz olsun Velhasıl uzun sözlere hiç gerek yok Dil hicabından lal olmalı seni anarken Ey benim tabibim tacidarım Gün dönümüdür ben seni bekliyorum. Seninle başladım bitsin seninle.
Bir gün gözlerimin tam içine bak !!!
Anlarsın o zaman ÖLÜLER niçin yaşarmış....
Yangınlar ortasında notaları kurşunlanmış bir şarkıdır
...YALNIZLIK...
Seninle Başladım Bitsin Seninle
...Ölesim var yine bu gece... ...Her şeyi bırakıp toprak altına giresim...
  
"Sen'' desem... Sen'i bilir misin? ''Sen'' diye bir desen Çizebilir misin?
Ne hasta bekler sabahı
Ne ölüyü taze mezar
Ne şeytan bir günahı
SENİ BEKLEDİĞİM KADAR...

Ne haz var senden ayrı
Nede bir tat senden öte
Bir yüzünü görmek ?
Değer bin bir zahmete
Senden gelen her acıya
Gönülden kabulümdür
Sendeki cehennemi
DEĞİŞMEM CENNETE...
Ayrılığı yok etmez ÖLÜM
Kirpiğine rüzğar değse
Baktığın yere kan damlar GÜLÜM
Baksan hazırım tutsan uçarım öpsen ÖLÜRÜM
Yokluğundan gayrı bana ne etsin ÖLÜM
Sana gelmediğim gün
ÖLDÜĞÜM GÜNDÜR GÜLÜM
Sevdigim... Gönüllü sürgündüm yüregine..Ve geceden daha siyahti gözlerin Idama hazirlanan mahkumlar gibi..Boynumda bir ip..
Ayagimda zencir...
Elim kolum bagli sevdim seni!
Biz bir silahın şarjöründe tanışan iki yabancı mermi....
Aynı bedene sıkılacak iki el kurşun gibi ;
Katille kurban arasındaki bir kaç saniyelik telaşla sevmiştim seni....
Gökyüzünü izlerken, denizleri süzerken, çiçekler arasında dolaşırken gözlerin bir şey görür derin derin bakarsın bir süre sonra kaybolur göremezsin, bu gördüklerimiz çoğu zaman umut olur, yaşamın rengi olur, kendin için hisleri olduğunu zannettiğin bir sevgili olur. Her güzel olay gibi yaşanır, bir görünür bir kaybolur, benim de duygularım birgün kaybolacak, gökyüzü, denizler tüm regarenk çiçekler aynı kalacak ama ben de bir gün kaybolup gideceğim. Bu kayboluş her zaman ölüm sonucu değildir, bir yok oluştur ama beden için değildir, umutların bittiği duyguların eridiği bir dönemde ben de kaybolup gideceğim buralardan. Yüreğim şu aralar sadece aşk için yaşıyor, yüreğim aşka küstüğü zamanlar, güneş sabahları sislerin arkasında saklı kalıyor. Sabahların çiğ taneleriyle ıslanmış buğulu gökyüzünden ışık hüzmeleri süzülmüyor, etraftaki tüm sesli hareketlere ve renkli görüntülere rağmen gri ve sessiz bir dünyayı gözlüyor. Meğer insan gözleriyle değil kalbiyle bakarmış dünyaya, tabii ki aşk ve sevgiden bu kadar çok bahsedilmesi kızdırıyor bazı insanları. Ya vurdum duymazlar ya da sanki büyüsü bozulacakmış gibi kaçıyorlar, sonra öksüz kalınca sanki çok kullanılıp yıpranmış gibi dekoratif bi görüntüye bürünüyor aşk nağmeleri, uçarı kıpır kıpır ve sevecen görünmüyor artık. Bu sabah bir kayboluştan bahsettim bir de yüreğimden, oysa bu sabah her şey aynıydı beni alan araç, sokakta bekleyenler, okula giden çocuklar, camekanlardaki renkli nağmeler... Başkalarının neler hissettiğini ve nasıl yaşadığını bilmeden yaşıyoruz işte, tabi hepsinin de yeri ayrı hayatımızda ama bilmek isterdim bir hayatta kaç can yaşıyor, bir can kaç nefes için kalp atıyor. Ben kendi adıma içimde yaşattığım nefesleri burada sıralayamayacağım ama biri var ki ömrümün geri kalanını o istese de istemese de ona bağlayacağım. Hergün hiç durmadan hissettiklerimi bir dünya dilinde yazarak anlatmaya çalşıyorum, anlattıklarımın benim için pek faydası yok gibi, bu enerjim birilerinin hayatına olumlu yönde yön veriyorsa ne mutlu bana. Biz dünya insanlarıyız severiz, duygularımızı açığa vururuz, fazla bir şey istemiyoruz, kötü şeyler yapmıyoruz ortak yanlarımızın olduğu insanlarla bir aradayız. Aynı şarkıcıya hayran olmamız gerekmiyor, aynı şeylere gülmemiz de istenmiyor ama yüreklerin bir yerinde bir mutluluk tılsımı var onu herkesin bulması bekleniyor. Ta ki hissedilen şeyler ve birileri kaybolup gidinceye kadar.....
Tanıdık,tanımadık gelen yüzlerde sana benzeyen yanlar bulmayı öğreti gidişin,dalıp her şey de sessizce özlemlerimi avutmayı,kanayan yarama biraz daha sen basmayı,isyanımı gözlerimde coşturmayı.. .Sen bilmedin giderken sevgili,tenimde bıraktığın depremlerin şiddetini,vicdanin sesinde boğduğunda tüm dönüşüne ait dillendirdiğim çareleri, vicdansızlığına sadaka diye gözden çıkardın beni…Oysa haramdı aşkta serden geçip yari başka tende helal kılmak.Haramdı bize gitmelere dudaklarda yer ayırtmak…İnsan ne çabuk değişiyor değil mi, ne çok kendinden uzaklara düşüyor zamana inat,ve ne çok düşünüyor ölümü onca düşlenen düşlere o soğuk bakışmalar…Sabıkası kayıtsız bir katil tuttum sana düşen geceme.Her gecede biraz daha kanatıyorum acına aşına tenimi,ve biraz daha buluyorum solgun yaralarımdan akıttığım gecede seni.Ne zaman başka aşklara yasak ellerimde yeşertsem bana tutsak yokluğunu, bir ölüm satın alıyorum varlığıma..ölümler kusuyorum, imkansız aşkların geciken yaşanmışlığına. Yasadışlılığımla savaşıyorum, her köşe başında buluyorum,ayrılık sonrası elde kalan,ellerimde kalan seni büyüten faili meçhul adı konmaz eylemlerimi, imlası karalı sonu gelemeyen sayıklamalarımı, üstü çizili anlamı senle dolu sözlerimi…Savaşım içimde ,bende ve senle,yüreğimde çocuk yaşta yetim bırakılan aşkla…Tetiğini çekmeye hevesli ellerim, senliğimin sonunu getirecek bir katil rolü oynarken, namlunun ucunda seni içinde terk edemeyen bana intihar olur.Çaresizliğimin çaresine derman bulamadım ayrılığın ardından.Bütün kapıları çoktan kilitli bir çıkmazın odalarında yokluğuna kendimi çıkarmak yoruyor beni sevgili,intiharım oluyor sana büyüttüğüm düşlerim,ölümlerime yeni bir senaryo çiziyor tetiği çekemeyen katil sıfatına nesne olan ellerim…Yarim kalan aşkta yaşanmış acı tatlı ne varsa özettir yüzümde,beni görenler bakmadan güldüler feryadıma,savunmamı almadan susturuldum her adini anışımda,savunmasızken bu aşkın soğuk sert rüzgarına her bir adımda ezildim,her göz yaşımda eridim,bana adanmamış her bakışında eksildim de,eğriltmedi seni bileğim,önsözümdeki kedere dost dilinde teselli niyetli, bana kefen olan sözlerde… İçime intihar olan sensizliğim, dışıma rol yaptırır öznesi gizli sözlerim.Gecenin kayıp zamanında, çoğalan yalnızlığıma sana düğümlü hıçkırıklarım kan renginde su serper yanan yanağıma,telefon yastığımın altında gözlerim tavanda ve hiç susmayan sesin, infazı yasadışı müebbetliğe mahkum kulağımda.gece yarısı cinnetlerimde saklı hayalin beni asmaca oynar soğuk duvarlarımda…her göz yaşım bir sigarama bedeldir dudaklarımda,benden her gidisin incinmişliğime sebeptir sevgili,
kalemimin feryadına niyet…Ey sevgili daha kaç gözyaşı edecek yüreğindeki sürgünüm,kaç intiharıma kefen biçecek sana büyüttüğüm olunmaz ihtimallerim, söyle sevgili söyle kaç aşka bedeldir sana adanmış nefeslerim.seni sordum gece yarılarında odamı aydınlatamayan yıldızlara, seninle konuşup durdum bos sahil kenarlarında,Sana benzeyen her yüzün yüz bulan bakışlarında… kaç güneş doğdu da kapımın kenarında ,kapalı perdelerin ardında,senin karanlığında durdum
bu ömrün baharında yazında…
Ey sevgili söyle kaç aşka bedeldir sana ADANMIŞ NEFESLİĞİM…!!!
Gidene kal demek bizim işimiz değil.. Yakışmazda... Perçeminden tutamam,Ayağına prangalarda vuramam... Gel diye hiç kimseyi çağırmadım... Gidişinde gelişin gibi senin kadar... Şimdi neden kal demedin diye ben suçlarsın... Hani aklın kendine yardı ? Hani zaman herşeyi bir bir sarardı ? Şimdi niye yanarsın ? Beni niye suçlarsın ?
Unuttun mu ? Gittiğin gün ? Hani bana bir şey olmaz diyordun? diyerek üzüntümü hafife almıştın.. Aşkıma yandığımda sen bunu anlamamıştın... Ayrılığa yanması ASALETİMDENDİR... Ayrılığa yananmı mı yanacak ? Yanacak ayrılık bile bulamayan mı ? İşte sen bunu bile anlayamamıştın....
Şimdi sorma sırası bende... Ne olmuş ki bana ? Yine söylüyorum... Sadakat bendeyken dalavere sendeydi.... Sukunet bendeyken hiddet sendeydi... Giden sendin....Viran olan yine sen... Evet doğruyu söylemişim...Nede iyi etmişim... Bir daha söyleyeceğim ? İyi dinle hemde en keskininden...
Bana hiç bir şey olmaz...
...BEN AŞK ADAMIYIM...
http://rapidshare.com/files/146757477/tek_tabanca.mp3.html Bilmezdim Sevginin de Bir Rengi Oldugunu An olur, deli sevdamın suskunluğunu yüklenirim bir başıma. Bir olur, masum sevda yollarında.Umut ki en buluşur yüreklerimiz, bitivermiş daha yolun en başında ... Ne yolumdasın ne yolsun sen bana ... Bilmezdim ışıksız yollarda umuda kavuşmanın yorgunluğunu, Bilmezdim, Umudun bir renginin de siyah olduğunu. Gece olur, en parlak yıldıza takılır dalar gözlerim ... Gece olur, aniden kayar gider Yokluğuna yıldızım. Gölgen ki, düşüvermiş kalbime .. Ne yakınsın ne uzaksın sen bana. Bilmezdim hayalinin aynalarda da konuştuğunu .. Bilmezdim, gözlerinin gökyüzünde de durduğunu. Gün olur, buz dağından kopan bir buz parçası kadar soğuk, Gün olur, işitir evrenimi güneşimin içime çizdiği ufuk ... Sevgin ki, yakıvermiş ateşiyle, Ne sıcaksın ne soğuksun sen bana .. Bilmezdim sevginin de ateşten bir gül olduğunu .. Bilmezdim, Gökkuşağının da çiçek gibi solduğunu. Mevsim olur, damarlarımda dolasan kan cehennem sıcağında kavrulur. Mevsim olur, yüreğimde kopan fırtınalar kızgın çöllere savrulur. Şefkatin ki, sarıvermiş ruhumu ... Ne ellerindeyim ne ellerimdesin sen bana Bilmezdim yağmurun suyu da hasretiyle kuruttuğunu, Bilmezdim, Çölde gezinen yaralı bir ceylanı yüreğinden vurduğunu ... Neşe olur kahkahalarla ağladığıma güler geçerim ... Neşe olur, mutluluğu martıların sesinden dinlerim. Gülümseyiş ki, dönüvermiş hıçkırığa içimde ... Ne YALANSIN ne doğrusun sen bana ... Bilmezdim bir gülümseyişin kadehlerde gözyaşı sunduğunu. Bilmezdim, Dudaklar gülümserken yüreğe kan dolduğunu. Son olur, ayrılık heceleri bir bir kıyıya vurur ... Son olur, sözler biter şiirler Nağme Nağme konuşur. Adin ki şiir oluvermiş dudaklarımda, sen bana CANIMSIN Ne aşkımsın ne. Bilmezdim her aldığım nefeste ölümü soluduğumu ....
Sen hiç şeytanla
Ay Isiginda dans ettin mi?
Ne yazılmalı ki silinip gitmesin, ne söylenmeli ki unutulup bitmesin. Sessizlikle Ağlayan bir hikaye bu. Eğer bağladığı gibi bitecekse sonu, gitsin.Hayallerde gerçek gibi Yasarken seni, umutlarda bitti bir zaman, sevgiler de her ne varsa sil yaşanan. Seni seviyorum çünkü ne zaman şiir okusam, mısralarından sen akıyorsun, Gözlerimden yaşlar süzülüp resmine damlıyor, sessizlik sararıyor içimde, susuyorum. Tam buldum dediğin anda kaybetmek nedir bilir misin? Atılmışlığı hissettiğin oldu mu? Hayaliyle yaşamayı ezberledin mi? Delicesine sevdiğin ama onun seni sevmediğini öğrendiğin o ani hiç yaşadın mi? Onun eksik yanlarını bile sevebildin mi? Terk edilince ilk defa görüyormuş gibi baktın mi? Elvedasız ayrılıklar acıttı mı içini? Göz kapaklarına inat, uyumadığın oldu mu gecelerce? Sadece mum ışığının aydınlattığı odanda onu düşündüğün oldu mu saatlerce? Ellerin onsuz kaldığında üşüdün mü? Duyuyorum susuyorsun, yine susuyorsun, Tıpkı o zamanki gibi söylemiyorsun. Seni biraz çünkü her gün daha tükenirken her şey benliğim sessizce inliyor ben susuyorum seviyorum. Bir an elinden tutuyorum, Biran sonra belki de tamamen elimden kayıp gitmiş oluyorsun, anlayamıyorum.Yine sensiz kalıyor kollarım, yine ıslanıyor gözlerim. Yasamam için tek nedenimdin sen. Fakat binlerce sebep vardı seni sevmem için. Seni seviyorum çünkü yaşanacak bütün imkansızlıklarda sen varsın. Bir yerlerim acıyor durmaksızın. Sessizliğin çok şey söylese de bazen susmanda incitir beni. Bilirim, belki de en iyi ben bilirim ki, susmasını bilmek, bildiğini söylemekten daha zor. Bir uçurum gibi derinleşen sessizlik, bizi Birbirimizden ayırdı bile. Yenildik dostluğumuza, zamana, Yalnızlığa, yenildik iste! Sinsice sardı sessizlik, böyle birdenbire, ansızın ... ve ben hala unutmam gerektiğini söyleyenlere inanmıyorum. Hissettiklerimi söylemektense dost kalmayı, seni sensiz yasamaktansa susmayı tercih ederim. Senin beni sevme fikri bile beni mutlu edebilecek kadar güzel ve asil! Seni seviyorum çünkü sen benim siyah beyaz dünyamı renklendiren o çok az şeyden birisin. Sensiz her andan korktum, korkuyorum. Alıp gitme ellerini, alıp gitme gülüşlerimi, Götürme düşlerimi. Sen benden gittin gideli öyle bıktım ki sensiz kendimden. Seni seviyorum çünkü hala bir şeyler var vazgeçemediğim. Ben, bu hep tuhaf gelmişti herkes için şiir yazmazdım. Fakat simdi senin için şiir yazmamak tuhaf geliyor. Bu yıllarca sürecek ve de hiç dinmeyecekmiş gibi Düşünürken görüyorum ki anlamını yitiren bir şeyler var aramızda. Seni seviyorum çünkü, karanlığımın perdesini yırttı ellerin her şeyden vazgeçmiştim ki tam. Ama yine direndik sessizliğe, hala konuşulmadan kalan öyle çok şey var ki! "Sustuğun yerde bir şeyler kırılıyor" Nasıl söyleyeceğini sende bilmiyorsun besbelli .. Susman gerekiyor diye susuyorsun belki de dostluğumuz için .. Kalbim, her dakika, unutmadım, sendeyken unutamadım iste onu adımda Aklım sendeyken!
Şimdi sen gideceksin ve ben arkandan bakakalacağım. Dur diyemeyeceğim sesim çıkmayacak. Susuşlarımda saklı kalacak duygularım ne kötü ... Söz geçiremeyeceğim göz yaşlarıma Akacak. Saklayacağım görmeyesin diye, beceremeyeceğim. Seni dinlemeyeceğim "Ağlama" diyeceksin bana, İçimde Biriken ne varsa Gözlerimden taşacak dışarı.Dokunmak isteyeceksin başımı geri çekeceğim öfkeyle. Kızgınım gidisine Çünkü, Öfkem bir dağ gibi büyük. Ne varsa hayata dair alıp götürüyorsun benden farkında değilsin. Ya da farkındasın ama değilmiş gibi davranıyorsun. Sen kendi yolunu çiziyorsun şimdi ve doğru bildiğini yapıyorsun. Bense binlerce yanlışın ortasında tek başımayım. Oysa beklediğim sevgiliydin sen. Yorgun dünlerden damıtılmış, kimliksiz sevdalardan süzülmüş askimin tek sahibi. Sanki seni aramıştım yıllarca da, Ararken aşk niyetine yabancı kollarda uyumuştum. Bu yüzden kimse kandırmadı beni, dindirmedi Aşka susamışlığımı. Hep eksikti hep yarım. Ne yazık ki "Bu kez tamam" dediğimde de yarım kaldığımı görüyorum.Belki de sevmeyi beceremiyorum ben.Öyle ya, deli sevdalar bana göre değil belki de. Dümdüz, heyecansız, içimdeki kuşlar kanat çırpmadan ve tutkuyu kanımda hissetmeden yaşamalıyım aşkı. Buna aşk denirse tabii .. Bu yarım kalmışlık duygusu yok olur mu o zaman? Peki sen biliyor musun bu Acıya katlanmaların ilacını? Bu yürek sancısını ne dindirecek? Bu geceler nasıl geçecek? Söyle yar, içimi kor gibi yakan bu ateş nasıl sönecek? Acelen var biliyorum. Gideceksin, Yaşanmamış Zamanları da beraberinde götüreceksin Bunu hiç istemiyorum. Ne berbat bir duygu bu .. İstemediğim bir şeyi yaşıyorum ve buna engel olamıyorum. Benden bağımsız gelişiyor her şey. Çarpmanın etkisiz elemanı gibiyim. Ya da bir savaş filminin daha ilk karesinde atılan ilk kurşunla düşüp ölen ve bir daha da hiç görünmeyen Figüran ... Haydi git, bu yol senin yolun. Dilediğince özgür at adımlarını. Kendin için iyi olanı yapıyorsun ya ne önemi var gerisinin. Yaşadığımız kısa günlerin anısına sığınır, atlatmaya çalışırım bu Acıyı. Sensiz olmaktan daha kötü ne olabilir bu hayatta ki? Bir insanın başına en kötü şey gelmişse başka hiçbir şeyden korkmuyor. Bir tek seni KAYBETMEKTEN korkuyordum, onu da yaşadım zaten. Haydi git, merak etme yaşayacağım. Sensiz olsamda bu sevdayı yaşatacağım .....!!!!!
Alaca karanlığı sevmem ben,
Ya Ya gece gündüz olmalı.
Kurşun ya alnından Vurmalı yada namluda kalmalı,
Yar ya senin gibi olmalı yada hiç olmamalı dediğin ...
Bi tanem !!!!!
Sabahı bekledim saatlerce ama Ya Sonra?
Sen yoksun ya şimdi korktum
Belki sabah olmaz diye
Olsa da sen yoksun diye ...
... Bir tanem'din ...
Sana sımsıkı sarılmak istiyordum ... Ah bir görsem, bitirsem içimdeki
özlemini bu kadar zor gelmeyecekti senden sevginden vazgeçmek ...
Ya seni görmemeye galiba böyle de başarabilirim Nasıl olsa alışkınım
"Ama eğer hissedersen hayatından çekildiğimi
bana sana geri dönmemem için şans dile ... "
Neler yazmak istiyorum sana bir bilsen. Tek yapabildiğim yazmak olduğundan yine yazıyorum işte! Seni daha önce de yazmıştım ama bu kez bir daha yazmamak üzere, seni beynimde, içimde bitirerek yazıyorum, yada bitirmek isteyerek ... Ne kadar sürer bilmiyorum ama ben senden, sevginden vazgeçmek istiyorum.Yine senden habersiz ... Ben seni severken de senden habersiz sevmiştim.Belki de Kendimden bile habersiz ...
Dünyaları etrafında döndürmek isteyen bir kalbi BiLerek isteyemezdim. Kendimden ve senden habersiz "bir tanemmm" olmuştun ....
Öyle ya; Sen bir tanemdin; Eşin benzerin yoktu yeryüzünde, Yoktu sen kadar güzel güleni, Sen bir tanemdin ... Yaşanmamış ve yaşamamış olsam bile sen Özel'din ... Aşk Özel'di ....
"Yağmurda Aşk BAŞKADIR" diyenlere gülüyordum ama bende yağmurda üşüyen ellerini severek başladım seni sevmeye ... Önce aldırmadım seninle en baştan onu seferinde ben her şeye ... Sonra tüm Parfümeri dükkanlarını aşındırıp kokunu Ararken anladım seni deliler gibi özlediğimi ... Ne kadar gerçeksen o kadar yalandın ... Ve güzelleşen başladım ... Yeniden bir sondayım ama bu kez yineden başlayacak gücüm yok ...
Ben senden vazgeçmek istiyorum!
Herkes gibi biri olmanı yada hiç kimse olmanı istiyorum ... Sesini duymak için telefonlara sarılmaktan vazgeçmek, ismini duyduğumda içimin titreyip, gözlerimin dolmasından kurtulmak istiyorum ... Senin benim için herhangi biri olman ne kadar zor bir bilsen ... Zaten kolay olan ne vardı ki benim için; Sanki seni öldürmemle sevmem arasında hiçbir fark yoktu ... Ve hep ben sevgim yüzünden cezalıydım ... Hiç sonu olmayan bir yolda seninle yürümek, yeni çıkan filmleri birlikte izlemek, saatlerce
sana sarılı kalmak, sadece ama sadece bir kez olsun sana sarılıp uyumak, bir sabah gözlerimi açtığımda yanımda seni bulmak isterken, sen sevgimle utanmamı sağladığın için galiba gerçekten "bir taneydin"!
İşte bu yüzden imkansızlığına hep inandim!
Ben yalnız kalıp seni düşünmeyi deli, sen onu seyim olduğunda ben senin için hiç yoktum ... olduğumda sever gibi Bu yüzden yalnızlıklarım, ağlamalarım benim gibi, özlemlerim canını hiç acıtmadı. Benim tarafımdan sevilmek belki de hayatında önemsemeyeceğin En son Seydi ... Keşke keşke kendi dünyamda bir zamanlar seni sevdiğimden hiç bahsetmeseydim ....
Ben seni seviyorum dediğimde Seni seviyordum! Ben seni özlüyorum dediğimde Seni Özlüyordum.
Ben Senin İçin Ölürüm dediğimde ben senin özleminden zaten oluyordum ...
Ve Ben Şimdi Senin Hayatından Gidiyorum!
Ne zaman Aralık'ta bir yağmur yağsa, ben gecelerde ıslanıyor olacağım, Ne zaman bir parfümeriye girsem hala kokunu arıyor olacağım ... Ben kaybettim ... SeN KazAnDin! Artık sesimi duymayacaksın ...
Sana sımsıkı sarılmak istiyordum kokunu içime yıllarca bana yetecek kadar Çekerek, Yozgat, sana sımsıkı sarılmak istiyordum ...
Gelmedin! Gelsen yapabilir miydim bilmiyorum ... "Ama ben artık gidiyorum ... Eğer hayatından çekildiğimi hissedersen, bana sana geri
dönmemen ve seni yeniden deliler gibi sevmemem için şans dile ... "
Ve lütfen aralıkta Yağmur yağdığında sakın Yaşadığım şehre gelme ....
Sana sımsıkı sarılmak istiyordum ...
Gelsen gelsen yapabilir miydim bilmiyorum ...
KABRE GÖMSEN BENİ?
KAÇ LİRADIR KEFALETİM?

Korpem ... Gönüllü sürgündüm yüreğine .. Ve geceden daha siyahti gözlerin Idama hazirlanan mahkumlar gibi .. Boynumda bir ip .. Ayagimda Zencir ... Elim kolum bağlı sevdim seni ... yüreğimde yangınlar, caresizlikler, ozlemler yine volta atıyor ... Her seyi birakipta toprak altına giresim de ... Sen yoksun ya ... ya Yine Ölesim var bu gece olmayacaksın ... Alnimizami yazıldı Ayrilik Türküsü yoksa kadermi demeliyim ... En acı yalnızlık sensizlik oysa ... Sensizlik yine kol geziyor bu dört duvar arasında, noktada bir lahza olsun seni bulabiliyorum .. onu kor baktığım Kaçıp gitsem diyorum .. Kendimden hayallerimden ve senden ... Oysa ki, nerede olursam olayim ... Gidersem nereye gideyim ... Kendimden yine bir şeyler bulacagim o bendeki bende vede yine bir tutam sen olacaksın ... benimle oraya öylece yigilip kalacaksin ... Yine canım aciyacak yine kalbim agriyacak ... Oysa ki seni gormedigim anlarda almış olduğum o Acıyı günlerce kendimle yeniden yasayacagim ... Ey benim yüreği yaralı korpem .. Bendeki beni unutabilirim de ... bendeki seni nasil unutacagim !!!!!
El ayak çekildi yine herkes kendi huznunde mutluluk sarkilari soylerken yine sensizligin icindeki sessizlikte hayallerimi avutmakla ugrasiyorum ... Yedi kalbi oyalamak cok zormus .. seni sevdikten sonra Anladim ... ya kelimeler bogaza .. Ölümü yani basinda hissedermissin ... seni sevdikten sonra tikanirmis Anladim ... sevdiğinin hayali avutmayinca kendini akan iki damla gözyaşında bulurmus insan Sevdigini ... Senden sonra Anladim .. Ama şimdi yoksun ya, ya, ya gozlerine ... iste bu içini acıtan aciyida seni sevdikten sonra Anladim bakamiyorum sana dokunamiyorum ...Derlerki; sensizlik olumse, sensizlik ölüm zaten ...Dedim ya ya simdi sen yoksun korpem?
... Ölesim var Yine bu her seyi birakip toprak altına giresim .....

Su Etkisi
Bırak her şey yerli yerinde kalsın.. Ben aşinayım yokluğuna. Çoktan unuttum bir yüreğimin olduğunu yüreğim yıllar önce durdu. Bırak silme aynanın tozunu dumanını kaldırma sevdamın bir devi uykusundan uyandırma kuytusuna saklandım yaşamın yeşil bir zümrüt gibi denizin dibine atıldım sonra bir balık yuttu beni. Bilinmedik okyanusların bilinmedik derinliklerinde dolaştım deniz kızının boynundaki mücevhermişçesine kendi masalımı yazdım çocuklar böyle öğrendiler bu masalı ve çok sevdiler deniz kızını dokunma kapının ziline benim istediğim gibi hiç çalmadı o .. sen dokunmuşçasına ben hiç fırlamadım yataktan parmaklarını yaşlı bir sevdaya sürme haberin yok mu senin zamandan ayakkabılarını çıkarma kalıcı olduğunu hiç düşünmeyeyim gel bir kuş gibi kon avuçlarıma bir kaç ekmek kırıntısından sonra göndereyim birazdan karanlık çöker odaya benim kar'ımda kış'ımda yaşama yaz'sın benimle birlikte ateşe atılan her odunda yanamazsın bırak ne olur giydirme beni çek ellerini üstümden seninle gelemem yok yokluğundan daha ötesi dünyanın en sensiz ülkesini buldum orda kayboldum gel sarıl sadece kucakla beni bu bir şairin hiç gün ışığın açık kalmayan gülümsemesi sustuğuma bakma aldırmada ben yıllar önce tükettim kelimelerimi sana özel tek suskunluğum kaldı. Birde odayı açtığında çıkan kapının sesi her şeyi anlatıyor değil mi? Dünya bu tek sen değilsin aldanan tek ben değilim aldanan son nefesimi az önce sen gelmeden tükettim artık ben değilim kollarında geldiğine inanamayan çok şey değişti ne ben kaldım ne de o eski sevgili artık gitmenin zamanı geldi haydi giy kırmızı paltonu dudaklarımdan son kez öp yakasına yapışma pişmanlığın hiç işe yaramıyor sonu gelmiyor ayrılığın hadi gülümse giderken elveda de bir sonraki durağında merhabası yok bu sevdanın hızlı adımlarla çık kapıdan kollarımın böyle boş kaldığına gözlerimin böyle baktığına aldırma. Ardından sarılırım ben boş bakışlara durup bir kelime diyorsan eğer elveda sevgilim elveda aşkım MADALYON'un öbür yarısı bende kalan kısmını cebine bıraktım....

“ Kuşları çok seven bir çocuğun kaçmasın diye sımsıkı sardığı serçe yavrusunun biraz sonra öldüğünü fark edişini çocuğun göz yaşlarını
ve
Seni kaybeden beni ANLAYABİLİR MİSİN ? “
Aşkın Öteki Yüzü.. Bazen öyle birisi çıkar ki karşınıza, öyle bir zamanda girer ki hayatınıza, daha önceki ilişinkileriniz de yaşadığınız tüm olumsuzlukları unutturur birden. Ne kadar korusanız da kendinizi bir kez daha acı çekmemek için, karşı koyamazsınız duygularınıza. Çok fazla direnmez ve bütün kapılarınızı açarsınız ona. Ve hadi dersiniz "Gel içeri, gel ve aşkın ispatla bana "Her şeye rağmen gerçekten sevmeye ve sevilmeye, aşkın varlığına tekrar inanabilmek için o kadar ihtiyacınız vardır ki. Bu kez her şey çok güzel olacaktır. Beklediğiniz insanın o olduğuna emin olmasanız bile, öyle olmasını istediğiniz için buna kendinizi inandırmışsınızdır bir kere. Tüm cana yakınlığı, güzelliği, sempatisi ve sevgi dolu görünüşüyle gelir ve girer sevgiyle açtığınız kapıdan içeriye. Onunla yeniden her şey çok güzeldir işte. Sevdiğiniz zaman tam seversiniz çünkü siz. Sınırı yoktur ve hiçbir zaman olmamalıdır sizin sevginizin. Ya heptir ya hiçtir felsefeniz. Ölmek var Dönmek yoktur. Var oluşunuzun nedenidir sevgi. Hayatınıza girmesine izin verdikten sonra ondan başka hiçbir şey önemli değildir sizin için. Aşk kapınıza gelmiştir bir kez daha. Nereye giderseniz beraberinizde onu da götürür, gözlerinizi kapatınca onu görürsünüz. Öyle içten, yalansız ve çıkarsız sürüyordur ki ilişkiniz, bir gün bitebileceğini aklınıza getirmek istemezsiniz. Her şeyin çok güzel gitmesi, bir sonu olabileceği gerçeğini değiştirmez yine de. Sizin istediğiniz, aşkın varlığını ispatlamasıdır size. Ama onun amacı size aşkın varlığını ispat etmek değildir. Deneme yanılmayla kendisi için uygun insanı arıyordur o aslında. Ve yanılmıştır yine. Aşk için seçtiği yol sizi inciten yanlış bir yoldur ama yanılmış olsa da iyi bir insandır. Sizi kırmadan uzaklaştırmak için kendisinden, klasik "kendinden soğutma" oyunlarını oynamaya başlar sonra. Bu oyunların sizde işe yaramayacağını anlamayacak kadar az tanımıştır sizi. Siz bilmezsiniz o oyunları. Aşka en sahici yolu olarak akanlardansınızdır siz çünkü.Aşk varsa eğer gerçektir sizin için ya da hiç olmamıştır. Oyunları işe yaramayınca daha fazla dayanamaz ve; "hiç sevmedim seni çok çalıştım ama beceremedim. Beni anla ve affet ne olur. Aslında ne kadar istesem de kimseyi sevemiyorum" der. Yada "Çok düşündüm, sen çok iyi bir insansın, inan seni üzmek istemiyorum. Hayatım çok karışık. Bunu hak etmiyorsun ama bu aralar kendimle bir savaş veriyorum ve bu savaşta yanımda olmanı istiyorum " der. Siz onun için hayatınızı ve geleceğinizi sorgulamaya başladığınız sırada söyler bunu hem de. Sizin için ne kadar inandırıcı olmasa da söyledikleri, artık onu kaybetmişsinizdir bir kere yapabileceğiniz hiçbir şey yoktur. Aşkta mantıkta yoktur sizin için gururda yoktur, olmamalıdır da. Bu yüzden biraz daha gidersiniz üstüne son bir şans için. Hiç ummadığı bir anda karşısına çıkıp "Seni hala seviyorum" diye bağırabilmek için her zaman geçtiği yerlerde beklersiniz. Ama göremezsiniz. Görmedikçe ona daha çok bağlanır, uzaklaştıkça daha çok yakınlaşırsınız ona. Ama bütün gemileri yakmıştır o artık. Önce beyninde bitirmiştir ilişkinizi, sonra da kalbinden çıkarıp atmıştır sizi. Çok uzun değil, daha bir gün önce yüzündeki o küçücük tebessümüyle sizi sevdiğini söylerken, gökyüzünden kendisi ve sizin için birer yıldız seçerek hayatınıza küçük anlamlar katan o güzel insan, hayatınızı kabusa dönüştürür aniden. Birdenbire kapatır kalbinin kapılarını, yasaklar kendini size. O acımasız yüzünü gösterir bir kez daha size hayatın. Ne olduğunu anlayamazsınız. Duvara çarpmışsınızdır. Kendinize güveniniz ve bütün güzel duygular altüst olmuştur. Hayatı kendinizde aramaya başlarsınız yine.Öyle ya, eğer yanlış bir şey yapılmışsa bunu hep kendisinde arayanlardansınızdır siz. İyilik ve güzel şeyler için varsınızdır çünkü. Hatalarınızı sorgularsınız bu kez. O size "suç sende değil, kendimle savaş veriyorum, hata bende" dese de bunu kabullenmez ve nerede yanlış yaptığınızı anlayabilmek için çırpınır durursunuz. Sonunda yine bütün hatayı kendinize yüklersiniz. O yüzden her seferinde biraz daha dikkatle ve tereddütle başlarsınız yeni ilişkinize. Bir yanınız hep korunaklı tutarsınız. Uzun süre açmazsınız kapınızı kimseye. Ve her seferinde daha zor açarsınız kapıyı oradan içeri girmek isteyene.
Ne zaman ki......... ?
Sevgiliye sahip çık
Keşke sevmeseydim, Böylesine perişan olmaz böyle yıkılmazdım, bir hayırsız zalim yüzünden. Oysa ne kadar çok sevmiştim, canımdan bile vazgeçercesine. Asla vazgeçmem onsuz olamam, gece rüyalarımda gündüz hayalimde yaşatıyorum. Yaralandım karalandım ama yine vazgeçmedim sevmekten. Dünyayı verseler değişmem, öyle alıştım ki onsuz uyuyamaz onsuz bir dakika bile yapamaz oldum. Unutmak bir yana bir an bile aklımdan çıkmıyor ki. Oysa şimdi o kadar pişmansın ki onu tanıdığına, sevdiğine onunla geçen yıllara. Bir daha yaşanamayacak ve bir daha asla gelmeyecek olan o güzelim yıllara. Şimdi oturmuş ardından lanetler yağdırıyor bir daha sevmeye, bağlanmaya tövbeler edip sevgisine olmaz olsun diyorsun. Oysa daha birkaç gün önce dualar edip dizinde yatarken adına methiyeler okurken, şimdi ne oldu da bu pişmanlık bu öfke, nedir bu kadar sevgiye sevgiliye duyulan düşmanlık. Sevdiğinden ayrılmış sevgililerin ağzından dökülen kelimeler bunlar. Oysaki birlikteyken el ele diz dizeyken her şey ne kadar güzeldi. O zaman sevgili bir taneydi, dünyada bir eşi benzeri yoktu. Sevip sevilirken hayat ne kadar güzel yaşamak ne hoştu.Sevginiz her şeyden değerli her şeyden kutsaldı.Senin uğruna ölürüm demişti hatırlar mısın? Birlikteyken hiçbir şey hiçbir kimse umurunda bile değildi. Bir an beraber olabilmek bir an yalnız kalabilmek için her türlü tehlikeyi bile göze alacak kadar cesurdun. Şimdi aşkın bittiği yerden kaçasın gelip buraları terk etmeyi kafana koydun.Seni terk etti bırakıp gitti ya ne sebepten olursa olsun, şimdi ayrılık var aranızda, her şey bitti diye bir kalemde silip atamazsın anılarını, unuttum diyemezsin, ardından lanetler okuyup gönlünü sevmeye kapatamazsın. Sen haklı bile olsan ! Unutma her beraberliğin sonunda ayrılıklar olabilir, mutlu olmak istiyorsan kutsal olduğuna inandığın beraberliğin iyi ve güzel yanlarını hatırlamaya çalış. Sevdiğin insanı aklından çıkar kalbinin bir yerlerinde sakla. Seni sevmeyeni sana ihanet edeni, sevgini küçük görüp seninle alay eden sonrada terk edip giden birini senden affetmeni isteyecek değilim.Bu gerçek sevgilere ve sevgililere elbette ihanet olur. Olurda; ne olursa olsun keşke, pişmanım sözlerini sil lügatin dan , ne sevene nede sevilene yakışır, gerçekten sevene yakışmaz iğrenç durur o dudaklarda. Yaşanmış hatıralara saygısızlık etme kiminle yaşadıysan da, sende yaşadın seninde anıların. O sevmediyse sevmesin sen sevdin ya , ne kadar sahteyse sevgisi o kadar gerçek bir sevgiydi verdiklerin. Bu yüzden lanet okuma, hiçbir şeyden pişman olma ve sakın keşke deme. Sana ait olan duygularının kıymetini sende bilmezsen, bir başkasının kıymet vermesini hiç bekleme. Her zaman kalbini açık tut ki sevgiye, gerçek sevgili kapını çaldığında geri dönmesine fırsat verme. Bir inat ve yersiz pişmanlık yüzünden gerçek sevgiyi, gerçek sevgiliyi kaçırırsan işte o zaman kahrolur, o zaman pişman olup keşke inat etmeseydim dersin. Pişmanlıklardan keş kelerden nefret ediyorum, sende dikkat et pişmanlıklar hiçbir şeyi geri getirmez. Kapının açıldığını duymak için anahtar sesini bekleme. Aradığın sevgi belki de bir kuşun kanadında saklıdır, uçmadan yakala. Aradığın sevgili belki de dizinin dibindedir uzaklarda arama.. Hadi uzat ellerini de tut çok geç olmadan.
Uğrunda ölecek sevgiliye değil,
senin için yaşayan sevgiliye sahip çık.....
Akan gözyaşlarıma seni kattım Hoş koksun diye, Dalımda diken gibi battın yüreğime Ama ama ne bir damla kanım aktı Nede canım acıdı Ama yüreğim kin nefret kan kustu be gülüm kan kustu Açan güllerime değil Uçup giden kokularına lanet olsun lanet olsun Nedir nedir ulan nedir senin aşk dediğin şerefi illetin gerçek adı nedir Aşk dedin sana kalbimi verdim Sevda dedin yüreğimi verdim Yetmedi yetmedi yetmedi Can deseydin onuda alırdın benden gözümü bile kırpmazdım
lanet olsun lanet olsun lanet olsun
…SENİ YAŞIYORUM...
Acılar biriktiriyorum masum avuçlu çocukların yüreklerinde! Şehre dar gelen bir hayalin tam ortasında kederler çoğaltıyorum yırtık ceplerimde.An geliyor bir ülkeye bölünüyor yüreğim ve an geliyor dünya oluyor acımasızlığım yamacında yüreğim...Saklı düşlerimin o en kayıp adreslerinde bir masala donuyor sözlerim.Zamansızlığıma sığdıramadığım derin acılar saklı şimdi kimliksiz düşlerimde! Ben bir şehre çekip giderken bir ülkeye dönüyor yüreğim. Ben şehir ve ülke iki bağımsız hayal atlası ve o tam ortasında ben masum avuçlu bir çocuk yüreği...Bütün terk edişlerime bir kandil yakıyorum gecenin sustuğu bu anda! bütün hayal kırıklıkları bütün sıradanlıklar ve bütün mavi olmayan aşklar birer birer kapıyı çalıp çekip gidiyorlar.Oysa bir yıldız sararken gamlı düşlerime ve kelimeleri hüznün rengine boyarken ardımda yaşayamayacağım her şey bir uçurum olup çıkıyor karşıma!Zamanı karalıyorum silikleşen yazılarımın içinde ve göğün karanlığına hicran yazıyorum siz sabaha soyunup uyurken bense gecenin tam koynunda.Adini bile bilmediğim bütün sözlerin esaretini yaşıyorum.Bütün savunmasız korkularımın cesur bir savaşçısıyım sanki Şuan çünkü ben;
…SENİ YAŞIYORUM...
Ayrılıkların o kapanmaz yara gibi duran bütün ayraçlarını kaldırıyorum.Tuz basıyorum özlemden çatlayan yüreğimin yarasına!Akşamlar geceye soyunup dururken ve çekip giderken bütün eşkali yıldızların ben göğe yükseliyorum sanki!Bir ben oluyorum göğün avuçlarında bir zaman sonra sevgi yağdıracağım bu karanlık şehre ve bu kayıp dünya sahnesine!
…SENİ YAŞIYORUM…
İşte upuzun yolların umutlara bağlandığı uzak bir kentin en ücra yerinde!İç cebimde melankolik bakışlarımdan bir tutam umut demeti ve yalnızlığıma tütsü yakarken ben,sen gecenin ağaran saçlarıyla bir rüzgar olup geliyorsun taa o uzak kentlerden.. .Ben bir ülke oluyorum işte o an bütün halklarıyla aşk dolu bir ülke! simdi masalsı bir güzelliğe kapılıyor gülüşlerim.Simdi benden kilometrelerce uzaktasın ama dokunsam heyecandan ölecekmiş gibisin ama yoksun işte.Çelişkilerin acımasız derin çukurlarında bir yanım seni yaşıyorken bir yanım melali bir aşkı yoklayıp duruyor. Ve acılar biriktiriyorum hiç durmadan minicik avuçlu çocukların gül kokan yüreklerinde!Şehre dar gelen bir hayalin ortasında ben kederler çoğaltıyorum yırtık ceplerimde.Sensizlikten kalma yanımın miladi aşk hüzün bazlığında hasrete dokunuyor umarsızca ellerim.Gemisi batmak üzere olan bir kaptan gibiyim tıpkı gemi batıyor ve ben boğuluyor...
ki sen hala yoksun ben ben ben....
…SENİ YAŞIYORUM...
Dayanılmaz korkular ve kaygılar var içimde. Bitip giden bir ömrün sonbaharında ilk yaz sevmelerim var umuda yazılı mısralarımda. Öyle çok şey var ki dayanılmaz durur ruhumun çarmıha gerilmiş umutsuzluklarında!Varların bir an da yoklara karıştığı bu hayat yokuşunda son nefesim oldun sen ve yaşamsı bir mısramın en kederli yanında bir tatlı gülüş oldun sen
…SENİ YAŞIYORUM…
Ve karanfil işlemeli mendillere sarıyorum simdi bütün gülüşlerimi ve gecenin son yıldızıyla sana göndereceğim belki! Belki benim yerime o dokunacak tenine!Belki de bu firari dokunuşlarım kaybolacak teninin gizemli evreninde! Göz yaşlarım ıslatacak yüreğinde kuruyan düşten güzel çiçekleri ama sen bilmeyeceksin belki de bu acımasız sahtekar gülüşlerin içinde kaybedeceksin benim bu masum gelişlerimi!Oysa görmeyeceksin bir karanfilin gülücüğünü ve ağlarken kaybedensin yüreğinde aşka dair bütün karanfilli sözlerimi ve son bakışlarımda ıslanacak bütün terk edişlerim ama ...ben...
…SENİ YAŞAYACAĞIM…
İşte! Zamanın en kötümser yerinde uzak bir şehirde bir yürek mesafesi kadar yakın edeceğim bekleyişlerimi. Sensizliğin senli yokuşlarından yüreğin güç verecek bana ve çıkacağım ben o sensizlik yokuşlarını! Sana ve aşka dair ne varsa yüreğimde bu kez onları biriktireceğim ben. Masum çocukların gülüşlerinden de çalıp ve yırtık ceplerime doldurup bütün yıldızları bir gece yarışı sana getireceğim. Sensiz yaşamayı sensizliğin coğrafyasında bırakıp bambaşka bir iklimden hayaller çalarak ben sadece
…SENİ YAŞAYACAĞIM... 
Bedeldir bu yok oluş binlerce kez var olmaya öylesine yok oldum ki aşkında... Önce başkaldıracaksın bu yazıma..sonra dalga geçeceksin her bir satırımla. Ve okudukça anlık nefretlerin artacak ama sen beni hep seveceksin... En çok da sevmiyorum dediğin anlarda seveceksin...Sana yaşattığım o deruni mutlululuğu, sevinçleri ve en güzel anıları hatırladığında bir şarkı dizesinde yada bir şiir sözünde, işte o zaman beni daha çok seveceksin... Bana dair anılar acı verdiğinde hafızanı "yenilemek" isteyeceksin her sabah..O güzel anların tadını hiçbir fotoğraf karesinde ya da köhne vücutlarda bulamayınca; hafızanı yenilemek değil "yinelemek" isteyeceksin...Gecelerin uzadıkça uzayacak, yıldızlara bakıp hayallere dalacaksın ve ister istemez yıldızlar gözlerimi düşürecek aklına ve gecelerine, ve sen beni hep seveceksin...Yüreğinin arka odalarında yaşayacağım ben hep ve en yalnız anlarında dışarı çıkıp, en güzel hallerimin hayallerini bırakacağım gözlerine ve sen beni hep seveceksin... Deli- doluluğum, aşkı "öylesine" değil, "ölesiye" yaşamışlığım, hoyratlığım, saçlarımın savruluşundaki hırçınlığım ve sana denizleri hatırlatacak coşkunluğum sarınca tüm benliğini; sen beni hep seveceksin...Siyah bir hüzün olarak kalacak ismim yüreğinde. Her " S " harfi, her "gül" lü kelime, her "gül" ve her " Sayım " ismi; içini acıtacak ve sen beni hep seveceksin... Bütün sesleri sustursan da, içimdeki sesleri susturamayacaksın.. Aşk sözlerimin sarhoş ettiği halleri düşünüp, kıpır kıpır sesim çınlayınca kulağında ; sen beni hep seveceksin...Beni her gün unutmayı ekleyeceksin yüreğine, unutamayacaksın..Ve unutmayı her dilediğinde geçmişi düşünüp, yeniden aşık olacaksın ve sen beni hep seveceksin..Zamanın bağışlayıcı olduğuna her inandığında, için daha çok acıyacak ve bu ayrılığa zamanın da ilaç olmadığını anladığında, sen beni daha çok seveceksin...SEN BENİ HEP SEVCEKSİN....günlerce, aylarca ve hatta mezarda bile... Evet, iddia ediyorum sen beni hep seveceksin...Çünkü yüreğine sevgimi öyle kanımla kazıdım ki; nefretin bile sevginden olacak..Bileceksin ki, nefret edilenin aslında kendinin olduğunu ve sevgiyi hak edenin ben,
kaybedeninse sen olduğunu ..
......SEN BENİ HEP SEVECEKSİN......
Rüzgar ne kadar özür dilese dilesin dal kırılmıştır bir kere...
Bende sevmistim
ÖLMEDEN ÖNCE
Hayat lügatı
Zaman
bitmeyen bir dönencedir.
Doğmak
Var olmanın gerçekleşmesidir.
Yaşamak
Var olan bedenle zamanda koşmaktır
Yalnızlık
zamanı en zor biçimde yaşama karanlığıdır.
Beraberlik
Yalnızlık karanlığına doğan aydınlıktır.
Sevgi
Bedenin doğal duygu çiçekleridir.
Sevda
Tüm sevgilerin, bedensel tutku zirvesidir.
Sevgili
Sevda tutkusunun sahibi yaren 'dir.
Sevişmek
Yaren ile mutluluk yumağını örmektir.
Aşk
YARADAN'ı çözebilme sanatıdır!
Mutluluk
Bedenin ulaştığı doyum nefesidir.
Gülmek
Bedenin yaşamda ki mutluluk fotoğrafıdır.
Ağlamak
Mutluluk fotoğrafının yırtılışıdır. Hasret
Bir kurak, arayış, özleyiş rüzgarıdır.
Ayrılık
Sevgilileri ayıran sürgün fırtınasıdır.
Yoksulluk
Mutsuzluk doğuran cadı kazanı'dır.
Cehennem
Mutlulukların olmadığı mutsuzluk ülkesi.
Cennet
Mutsuzlukların olmadığı mutluluk ülkesi.
ÖLÜM
Seyredilen filmin bitiminde ki ' SON ' yazısıdır.
Senin adın bana gözyaşı. Ağlamak beni benden götürüyor; sana getirmiyor. Aramızdan sular sızıyor; ağlıyorum. Senin tadın bana bin kor parçası. Ayrılığın yangınlar sunuyor göğsüme. Kalbim yanarken, gözüm yaş döküyor. Gözümün yaşı kalbimin yangınını söndürmeye yeter mi acep? Ağlama ey gözlerim, bu denli yangına suların serinliği fayda etmez. Senin bakışınla güneş aydınlık olur, ay nurlanır, ışık yolunu bulur. Sen olmasan ufuklar karanlık, yıldızlar dağınık, sular bulanıktır. Seni bekleyen bulutlar gibi ben de gözlerine ağsam. Çöle düşen yağmurlar gibi, ben de senin bakışınla ıslansam; n'olur? Ağlama ey gözlerim, bunca maviliğe suların derinliği yetmez. Senin bakışın bin bıçak bana. Gönlüm parçalanır; kalbim yaralanır. Göz göz olur kalbimin katılığı. Sulara yol olur yüzüm. Senin tuttuğun bıçağın kabzası olsam, yine sivrilir yine keserdim. Dokunduğun yerde ben olmam; parçalanır, parçalanır da öyle söylerim sana söyleyeceğimi. Hecelere bölünürüm, nefes nefes dağılırım. Susarım ki, sen söyleyesin iyiliğimi. Ağlama ey gözlerim, bunca yarayı iyileştirmeye suların şifası yetmez. Seni anlatmaya sözüm yetmez. Nice yaban sözlerle yaralı ki sana dair şeylere dilim dönmez. Seni söyledikçe yaraları depreşir. Nicedir tuza bandığım dudaklarım sulara erişemez. Yaralarımı seni yâr bilenlere satarım; bir ticaret ki alan kâr etmez, satan kâr etmez. Yaralar da yaralanırmış meğer senin yokluğunda. Senin için ağlayışım neşeymiş bana meğer. Sana ağlayamayanlara kim ağlasın? Seni bilmeyenlere hangi söz yoldaş olsun? Ağlama ey gözlerim; bunca ağlayışı suların çağlayışı seslendiremez. Senin yüzün gül bana. N'olur bir gül bana. Gül ki, güller utansın. Gül ki, yüzler kızarsın.. Senin açtığın bahçede hiç olmazsa bir diken olayım. Diken de olsam yanına varayım, yanında kalayım. Nice diken hatırınla varlığa yüz buldu. Göğsünün gölgesinde bana da bir yer versen, n'olur? Bu bahçede senin yüzün gibi bir gül açtıktan sonra, başkaları diken de olsa sevimlidir. Ağlama ey gözlerim; bunca güzel bir gülü sulamaya suların hepsi koşsa yetmez. Senin adını yazmak lütuftur kalemlere. Seni yazmaya harfler yetmez. Sensin gözümün karası. Sensin ak sayfaların kara yazısı. Kalbimin karasından çıkarıp damıtsam da mürekkebimi, seni kâğıda düşürmeye anlamlar yetmez. Senin varlığın değil midir sözleri büyüleyen? Senin sözlerin değil midir harfleri kelimelerin göğsüne koyan? Sen yoksan anlam üşür, alev üşür. Sen söz söylemezsen, harfler dökülür, sayfalar dağılır, kitaplar yarım kalır. Sen olmasan, yağmurlar toprağa düşmez, anlamlar kelimelerin kalbine koşmaz. Ağlama ey gözlerim; bunca güzel bir ismi yazmaya suların hepsi mürekkep olsa yetmez. Senin hatıran güldür bana. Senin yüzünü anıp da ıslansa kirpiklerim n'ola? Değil mi ki gül hatırına nice diken de sulanır, nazlanır, sevilir. Senin yüzünü görmek hatırına nice dikenlere katlandım; nice uzaklara savruldum. Sana yoldaş olmak için cennetten kovuldum, kalbimi yaban sevdalara saldım. Seni bilmek adına yokluğun vadisine savruldum. Seni sevmek aşkına, ölümlerin ve vedaların çölünde kayboldum. Ağlama ey gözlerim; bunca güzel bir gülün hatırasına ağlamaya suların hepsi gözyaşı olsa yetmez. Senin bakışın şifadır gönlüme. Sensiz gönüller yetimdir. Sensiz yetimler yetimliğinden utanır, öksüzler itilip kakılr. Sensiz eller ellere yabancı durur; kalpler kalplere küskün kalır. Sensiz kırıklar kırıklığından habersiz olur. Sensiz yıkıklar yıkıldığına ağlamaz olur. Onarılacak bir şey kalmaz yeryüzünde; onarımlar iptal olur, yaralar açık kalır, kayıplar aranmaz olur. Dağlar yollara yol vermez sen yoksan. Aşklar kalplere düşmez sen yoksan. Senin bakışın devalara deva olur. Hastaların hatırı senin adınla sorulur. Ölülerin hakkı senin aşkınla korunur. Yokluk varlığa senin hatırına yüz bulur. Ağlama ey gözlerim; bunca güzel bir nehir akmasa içimizden, nice karanlık gecelerde nice hastalara verilen nice sular yolda kalır. Senin dudağındır bana suları serin eyleyen. Sensiz dudak dudağa değmez. Sensiz tatlar damağa erişemez. Senin dudağından gelen sözlerle derinleşir denizler. Senin damağına değen hikmetle ıslanır yağmurlar. Senin nefesinin okşadığı gerçeklerle genişler gökler. Sen yoksan sular bile seraba kanar. Sen söylemezsen, aynalar bile aynalara kanar. Sen konuşmazsan, sesler seslere erişmez, harfler kendinden utanır. Ağlama ey gözlerim; bunca güzel bir güzel bakmasa yüzümüze, nice testiden nice dudağa varan serin sular dilde kurur, damakta çoraklaşır..
Ne dil yeter seni anlatmaya
Ne göz kıyar sana bakmaya
Ne ellerim dayanır sana dokunmaya
Ne kollarım uzanır seni sarmaya
Hiç ömür yeter mi bir sen daha bulmaya...
Bir tek melekler şahitti gözlerimize...!!! ve geceye...!!!
Neden yalan zamana esir olmuştum sende ?
Biliyorum bir avuç mutluluktu, seni bana getiren sadece !!!
Acıtır ya kader !!!
Gün gelir soracaksın belki de ; seni bana ne getirdi diye !!!!!
Hangi rüzgar sürükledi seni bana,hangi kaderin oyununa yenildim hangi yüreği incittim de tanıdım seni ... İmkansızlıkların içinde bir yıldız gibi doğmuşken üstüme nasıl oldu da kaderin bu kötü oyununa katlanamadım…Mahur gözlerine esir ettin de yüreğimi kör karanlıklara saldın gittin gittin ama giderken yüreğimi de çantana koydun...Gecelerimi Yüreğimde yine buruk bir mevsimden kalma aşkın hatırasını hatırlıyorum…Geçmişe duyulan özlemler benim benliğimi zamansız kapladı yine bu vakitte….dokunmak isteyipte dokunamamanın hissetmek isteyipte hissedememenin görmek isteyipte gözlerini görmemesinin acısını yüreğime bir sevda tohumu gibi ekmişim benimle hasretini çekiyorum Ne kadarda yalnızlığa Alışmıştım… Gecelere sarılmıştım…oysa oysa ulaşılmayan bir yıldızdın sen bu garip gönlümde adına MAHUR GÖZLÜM dediğim adına kendi aklımca saçma sapan yazılar yazdığım bir yıldız ulaşılması imkansız olan bir yıldız...
Yıldızlarımın yıldızı
Ne garip bir duyguymuş sevgi ve yine ne garip bir duyguymuş aşık olmak insanı benliğinden eden gecesinden gündüzünden eden…bir duygu….Masum gözlerin o can alıcı bakışların gül yüzün düşünce bu vakitte yüreğime varlığını hissetmesem bile parmaklarıma kelepçeler yüreğime kilitler aldığım nefese hükmedemiyorum… Nasıl bir şeydin sen ki günlerdir atmak istiyorum da atamıyorum seni içimden….Ben yalnızlığın son kurbanı matemlerin içindeki matemi yaşayan son insan….Günlerdir kendine hükmedemeyen zavallı benliğim bir yıldızda milyonlarca hayal kuran hayal dünyası geniş insan ne kadarda yazık bana öyle değil mi ? Hayallerim gecemi süslüyor yine resmin karşımda gözlerin kal diyor dudakların git….Kalmak mı daha acı yoksa gitmek mi ? Kalbimde olmayan sevdanın türküsü yüreğimde titreyen bir hüzün bakışlarıma gizlemişim hayat dediğin bu alemin tüm yükünü….Yorgunum belki de bu yüzden çözemiyorum bende ben de ki beni…Senden sonrası olmayacak olan gönlüme bu andan itibaren tüm kelepçeleri tüm prangaları takıyorum yüreğine esir olan ben dört duvar arasından gün yüzüne çıkmak isterken karanlığın içinde hap solmuş bir insan gibi yaşama arzularımı bir bir gözlerine asarak devam edeceğim senden sonra ki hayatıma…Dudakların buz gönlün yakmaya hazır bir volkan gözlerin can alıcı son bakışını yaparken bu zavallı benliğe giderken ben sonsuzluğa itiyorum senide tüm yalnızlığına…durgun olan bir denizin tam ortasında bırakıyorum seni …. Fırtınalarla boğuşmaya hazır değil senin o temiz yüreğin sen var olan gemideki yıldızların yıldızı…Yoğrulmadın fırtınalarla boğuşmaya dalgalarla oynaşmaya…Sen var olan hayatını sürmeye devam eden hayatı hayat olduğu için yaşamayı seven MAHUR GÖZLÜM sen yaşama mecburiyetinin afişlerde asılı olduğu oyunu oynuyorsun şuan filminde…Bense batmakta olan gemimin kaptanı….Gökyüzüne yazmışım adını her bir harfini binlerce yıldızla süslemişim bulutlarla noktalama işaretini güneşle sönmeyen bir isim yaratmışım bu garip gönlümde ….gecemi gündüz eden ismini dolunaya bırakmışım….Yaşam adlı sahneye çıkmışım ve en zor olan rolü üstlenerek seni sende bulmaya çalışan zavallı benleri tüketmişim artık…Sevenler gece ölür….bende sevmiştim ölmeden önce YILDIZLARIMIN YILDIZI….şimdi isyanlarım sana değil kendime….
eğer benden son iki kelime istiyorsan!!!!!
"KENDİNE İYİ BAK"

...ÖLÜMÜN ÇÖZDÜĞÜ SIRDIR SENİN HAYAT DEDİĞİN...
Biliyorum konuşacak bir şeyimiz kalmadı, paylaşacak hiç bir şeyimiz yok. Yine de yüreğimden gücümün yettiği yere kadar sana sesleniyorum, seninle konuşuyorum... Bugün sana olan kırgınlığımı rafa kaldırdım, sevgimi aldım avuçlarımın arasına, ona sığınıyorum... Cümlelerimi kısalttım, kelimelerim buruk, gülüşlerim istenmeyen dudaklarımda...Bir ihtimal gelişine sığındığımı fark ettiysem de, engel olamadım gurursuz ama umutlu hasretine... Bugün gönlümü hoş tutmak istiyorum, imkansız olan her rüyaya inan asim geliyor... Bir çocuk gibi isteklerimi bastıramıyorum... çalmayan telefonuma elim gidiyor,sana halen bende olduğunu ısrarla yazmaya çalışıyorum... Bende olan seni, hiç kırmadım, değiştirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin nasıl olduğunu, gülüp gülmediğini anlamsız bir sıkıntıyla merak ediyorum... içimdeki güzelliğine inanıp inanmamanı artık umursamıyorum! Üşüyorum, bu üşüme yalnızlığımdan geliyor ve sarıyor her tarafımı... Tutunabileceğim hiçbir güzellik yok, hatırlamaktan usanmayacağım anılarım dışında... ısınabilmek için onlara sarılıyorum... Anlamsız ve cevapsız sorular sırıtıyor, ben görmemeye çalışıyorum... Düşler uzak gibi görünüyordu ama yakındı... Belki de görmeyi istemek gerekiyordu... Gözlerini aç desem kapatacaksın ama kapatma gözlerini! Kendime bir demet papatya aldım ama bakmadım falıma... Gözlerimi gelişlere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemiş itiraf etti sonunda... Düşüncelerim gururlu, hayallerim ve sevdam değil...Gelseydin, kendimi unutup sana koşacaktım, susturacaktım içimdeki isyanı, kavgaların ortasında bir güneş gibi doğup ısıtacaktım yüreğini, sevinçten ağlayacaktım bu defa, mutluyken hemen sarhoş olmuşum gibi,dokunacaktım, sarılacaktım. Ama gelmedin, gelemezdin belki de gelmeye de hiç niyetin yoktu aslında... Kendimi kandırdığımı anladığımda ağlıyordum...
Eskiden kimi şarkıların ne kadar anlamlı olduğunu düşünürken, simdi ayrılığın ardından çalınan her şarki umutsuzluğumu ve sevgimi anlatıyormuş gibi geliyor... Sevdiğim ne çok şarki varmış, bunu senin gidisin gösterdi bana... Her şarkıda sen varsın, her yerde, her gördüğüm insanda, denizde, gecede, uykumda... Nasıl beceriyorsun her yerde olabilmeyi...Bu bir marifetse eğer, neden benim yanımda değilsin ki? Göz yaşlarım asilliğini yitiriyor ve yenik düşüyorum sevdana...
Gittin! Belki de hiç gelmemiştin ben, geldiğini sandım... Ayak uyduramadım yorgunluğuna... Dudaklarına düşlerindeki öpüşü konduramadım... Kimi zaman bir çocuk oldum gülüşlerinde şımaran, kimi zaman bir kadın; dokunuşlarında kendini bulan... Ama! En çok da imkânsızın oldum... Her gelişimde bir kez daha gönderdiğin oldum... inanamadığın, Yenemediğin,üzerinden atlayamadığın korkuların oldum... Ağladığın, bağırdığın ya da sustuğun isyanın oldum, sessizce boşalan göz yaşların, birikmişliğin oldum...Yüreğindeki erkek ben olmak isterken yüreğine sığınan ve tozlanacak olan bir ani oldum... Hak etmediklerin, artık yeter dediklerin ve her şeyin olmak isterken belki de hiç bir şeyin oldum... Söylesene ben gerçekten senin neyin oldum? Sesin hep uzakları çağırıyordu, ben üstüme alindim, sana geldim... Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenişi sahiplenir miydim? simdi bir mevsimlik aşk kaldı avuçlarımda sadece bir mevsim yaşanan ama bir ömür gibi gelen aşk... Kalbime henüz söyleyemedim gittiğini, öğrenirse onun da acı çekmesinden korkuyorum... Seni halen benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum...Gittin! Sevdamın yokluğuna alışabilirim belki ama sesinin uzak yolların sonunda olması acıtıyor içimi... Suskunluğun en büyük silahındı, suskunluğunla vurdun beni asil acı olan, canimi acıtan unutulmak... Söylesene unutulmak kime yakışıyor? Unutan sen olsan da sana bile yakışmıyor ...Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu, unutulmayan olmak sende daha güzel duruyor... Görüyorsun iste, aşk’a ve sana ihanet etmiyorum benim kırgınlığım aşk’a... Sen üstüne alindin...
KADER
Ben seni neden görmek istediğimi ahhh bir tüm kalbinle bilmiş olsan onca zamanın içinde küçük bir saniyenin içinde ellerini tutmanın benim için tüm hayatıma bedel olduğunu sen hiç bir zaman anlamadın her şeyi o kadar çok basite indirgiyorsun ki bazen ? Oysa ki kafanı bir kaldırıp sağına soluna bir baksan ah bir görsen her şey senin tarafından dönmediğini anlarsın biliyorum…Kader adlı oyun sahnemde tanıdım seni ama bu yangını söndürmek hiçte kolay bir şey değil...ya ben anlatamam içimdeki kopan fırtınaları sana zaten kendim boğuluyorum birde seni boğamam o azgın suların içinde...Bunu yapamam küçüğüm…
Neye yarar üzülmek…? Acıtan sen ol gülüm kanatan sen ol bebeğim yakan sen ol aşkım bunların sonunda yüzün gülsünde sen mutlu olda yeminler olsun her bir şeye gönülden kabulüm ben....yüreğime iyi bak yeter? senin taşıdığın yüreğin yarısından çoğunun benim olduğunu biliyorum kaplamışken küçük dünyanı tüm karamsarlıklar sen çabuk alabora olan bir teknesin oysaki büyük bir gemi olduğunu düşünsen nice yolcuları gezdirirdin...yüzdürürdün ve MUTLU ederdin...bunların içinde ki yolcuların birisi bendim....gezdirdin...yüzdürdün...ve dünyanın en MUTLU insanı yaptın...şimdi gelecek olan ise....senin bir ömür MUTLU yapacağın insandır… şimdi isteme...ama bir gün geldiği zaman elinden geleni yapmalısın....çünkü sen benim aşkımdın canımdın beni yaşatan kanımdın….şimdi vakit geldiği zaman yapmak zorundasın...sen farklıydın ben farklıydım O da farklı olmak zorunda....yüreğimi ağlatma bana yeter....bir gece yarısı kapını çaldım ve sen ilktin,tektin,...sonra günahsızca sevdim seni… her ne kadar dilim sana öyle söylemese de... zamanla anladık birbirimizi...sonra...sonra girdin benim küçük hayatıma…Tüm GÜNAHLARIMLA sevdim seni zamanla alıştım canım cancanım vardı...aşkım vardı...körpem derdim aslında sana zaman zaman daha gözleri açılmamış benim biricik körpem...bazen aşkıma karşılık susmak iyi olur derdim sonra beni benden alan bir söz....
”Seni Seviyorum..”
İşte o zaman küçük dünyam bana anlam katmıştı yaşamama... sonra sonra ve yine sonra...benim gitmelerim.....ben senin bir tek saçının teline kıyamazken
nasıl seni üzebilirdim ki nasıl seni ağlatabilirdim ki
bu ölümle eş değer değil miydi ? sanıyorsun....
sustum gülüm...sustum gülüm...sustum ve sadece sustum...ama her zaman seni andım her zaman saçlarına dokunmak ellerini tutmak istedim hani isteklerin olurda onları alamazsın ya işte ben sana dokunmaya kıyamazken
bir günün içinde kendimi senin için yüzlerce kez öldürdüm
belki de binlerce....acaba seni 1 gün içinde kaç kere sevdim diye hesap yapmak yerine suskunluğumun içinde boğulmayı tercih ettim aylar sonra bak yine karşındayım
ama bu sefer biraz daha farklı çünkü ayrılık vakti geldi....bunu biliyoruz...oysa ki daha yaşayacak ne kadar çok zamanımız vardı değil mi ?bunun o zamanlar hesabını bile yapmak imkansızdı...Seni sevmedim değil bi tanem...
seni bir günün içinde belki de binlerce kez sevdim
bak okudukça insanın yüreği yazdıkça insanın gözleri nasılda doluyor ve kahretsin ki sen bunun farkındasın…
şimdi sol yanım cidden çok acıyor neden biliyor musun...?
sol tarafım senin yaşadığın şehre bakıyor bense içimde fırtınalarla senden km lerce uzakta hala savaşmaktayım…
Acaba neydi ki doğru olan ?
Sen miydin ? Ben miydim?
…yoksa…
Seni bana göstermeyen,Bir türlü seni bana getiremeyen,Tüm ümitlerimi yıkan,gözlerimi kör eden,Ayaklarımı bir anda kıran,Göz yaşlarımı avuçlarıma bir bir döken,Onlarca yüzlerce binlerce kez isyanlar ettiren,
Hayatımı bana zindan eden ?
KADER Mİ ?



BOŞ GEÇMEYELİM
  
TAM   dakikadır buradasınız
ANKET
“Ayrılık Sevdi Bizi, İçim Hüzün Denizi Çekil Git Desemde Gitme Sevdiğim En Güzel Derdim Sensin, Ölüm Seninle Gelsin Bende Git Desemde Gitme”
“Sana Git Dediğim Yalan Yokluğun Bende Kalan Son Sözüm Budur Sakın Sakın Gitme”
Çekil Git Artık Düşlerimden, Bıkıp Usanmadın mı Benden Artık ? Gözlerimden, Yüreğimden, İçimden, …Ve Varolan Her Şeyimden, Git Artık..
Dokunma, Kirletirsin Beyazları, Konuşma, Tüketirsin Satırları, Mehtabı Bırak, Doğan Ayrılık, Çekil Git, Şafak Gelen Aralık…
Kanıyorum Zaten, Uzak Dur Benden, Sebebin Olurum, Yakanın Olurum, Çekil Git Yolumdan, Ölümün Olurum, …Ve Git Artık, Ne Olursun Git Benden Konuşma, Nefesini Al Benliğimden, Ben Soluğunu Kesmeden, Sus Demeden, Sus Ne Olur, Söylemeden, Git, Bir Daha Allah Aşkına, Hiç Dönmeden…
Yıkıl Git Artık Hayallerimden, Kumdan Evlerin, Yıkıldı Artık, Taşlarımdan, Oyuncaklarımdan, Beynimden, …Ve Yaşayan, Her Şeyimden, Git Artık Uzanma, Karaya Çalarsın Günlerimi, Söylenme, Devrik Tümcelerim Olursun, Ne Öznesini, Ne Yüklemini Kurtarabilirsin Çekil Git, Bırak, Bütün Düşüncelerimi…
Yaralıyım Zaten, Şöyle Dur Gönlümden, Derdin Olurum, Korun Olurum, Çekil Git, Harın Değil, Külün Olurum, …Ve Git Artık, Ne Olursun Git, Git Gözlerimden Kal Yerinde Öylece, Ses Etme, Mevsimler Solsun Senelerce, Mümkünse Çıkmasın, O İki Hece, Öldü de, Bitsin Bu İşkence…
Ya da Bir Sonbahardı, Sarardı de, Düşen Her Bir Yaprakta, Uzaklaştı de, De ki, Gövdeden Dal Kırıldı, Kopan Candı, Yıkıldı de, Deki Öldü, Öldü de… Yaşamaz de, Olsun de, Deki Bitti, Bitti de… Kardı Yağdı, Yağmurdu Aktı, Sonra Toprağa Karıştı, Kurudu de, Soldu de… Ne Bileyim İşte, Kısaca Öldü de…
…Ve Çekil Git Artık, Gölge Etme, Alın Yazısı Gibi Görme, Değilim Birşeyin, Olmadım Hiçbir Şeyin, Çekil Git Artık, Ne Olur Çekil Git, Kötü Söyletme… Yaşamaz de, Olsun de, Deki Bitti, Bitti de… Kardı Yağdı, Yağmurdu Aktı, Kurudu de… Sonra Toprağa Karıştı, Soldu de… Ne Bileyim İşte, Kısaca Öldü de…
Mp 3 :
http://rapidshare.com/files/197467276/By_Emsalsiz_Cekil_GIT.mp3.html
ÖLÜMÜNE
Gidişinle birlikte çocuklaşı verdim bu günlerde. Her şeyden alınıyorum.Biri azıcık içime dokunan bir şey söylese ağlayacak gibi oluyorum. Sanki sonu olmayan kapkaranlık bir yoldayım da çıkış arıyorum Gülüşlerim bir türlü yansımıyor dudaklarıma. Hep yarım hep eksik günler yaşıyorum. Yüreğim ağır geliyor bana.Hayata karşı bir yenilmişlik bir boş ermişlik duygusu içindeyim.Gece yarıları sıçrayarak uyanıyorum uykularımdan.keza uyuduğumda söylenmez ama….Ve geceler…ne yıldızları görüyorum, ne gecenin sesini duyabiliyorum. Saniyelerin ne kadar uzun olduğunu görüp şaşırıyorum.Oysa senle olunca saat ne çabuk ilerlerdi.Şaşırırdım bu zamanlara.Ve gece yarısından önce de yatmazdım , uyumaya çalışmazdım. Ya şimdi…Benimle konuşuyor biliyor musun. Yani yatağım…kimselere anlatamıyorum seni gururuma gidiyor gitti demek..Gecenin bir yarısında anarşist ruhum ayaklanıyor, ne var ne yok yıkıp yakasım geliyor. Diğer yarısında iflah olmaz romantikliğim ağır basıyor bir şiir yazıyorum sana sitem dolu bir şiir.. Kimsenin yokluğu bu kadar korkutmazdı beni. Kendimi zor günlerin adamı görürdüm hep , hiçbir güçlüğün beni yıkmayı bırak sendelemeyeceğini düşünürdüm.Oysa şimdi yarımım. Ve sen böylesine uzakken benden hiçbir zaman da tam olamayacağımı da biliyorum. “Tasalanma unutursun” diyeceksin, tasalanmayayım ama kendime bakıyorum da birkaç umut kırıntısı vardı onu da alıp götürdün benden. Nerede olduğunu bilmek ya da bir daha dönmemek üzere gittiğini bilmek düşündürüyor ya beni.Amacım sitem edip seni üzmek değil bu aşkın katilini bulmak. Bazen …bazen deliriyor muyum acaba diyorum kendi kendime .Sonrada birileri duymasın diye çabucak ağzımı kapatıyorum.Ardından değer mi bir fani için kendini bu kadar heder etmeğe diye bir ses duyuyorum.Sana değer vermeyene sen ne diye değer verip hayıflanıyorsun diye sürdürüyor kelimelerini ama onu dinleyen kim ki…Bildiğim bütün hasret şarkıların ardı ardına sıralıyorum. Sesime kendim bile duymuyorum.senden bir izi göreceğim diye ne makarnayı yemeklere gidiyorum ne sevdiğin sanatçıları dinliyorum ne de o çağın makineleri olan bilgi kutularını karşısına geçiyorum. Yaşamaksa yaşıyorum elbette Gidişinin ardından her giden gibi bende bir iz bırakacağını sonra yok olacağını düşünüyordum…olmadı…Senin gidişinle huzurlu olmanın ne demek olduğunu unuttum.Her yeni güne dayanılmaz kalp ağrısıyla uyanıyorum. Tatsız tuzsuz bir hayat işte ..Şimdi seninle yaşadığım ne varsa resmi geçide çıkmış tören kıtaları gibi önümden geçiyor. Bu encamı düşünmüştüm ama bu kadarını ben bile beklemiyordum yüreğimden kendimi de tanıyamaz oldum bu günlerde…Bu salak , bu saçma, bu delice hayattan kurtulmak istiyorum ama, olmuyor. Özledim seni…Özleminle baş edemiyorum artık . “gel” desem biliyorum buna hakkım yok.Biliyorum bir seçim hakkın vardı ve sen bunu kullandın buna saygı duymak gerekir. Öyle doluyum ki şu aralar aşırı anyon yüklü bir trafo gibi patlamaktan korkuyorum.Bir an önce elektronlarımı bir yerlere boşaltmak istiyorum.Oturduğum yerden kalkasım gelmiyor bile gelmiyor.Ne kitaplar ne filmler hiç biri umurum da bile değil.Hani yemeyerek yaşamanın yolunu bilsem yemekte yemeyeceğim.Şarkı dinlemeyi de bıraktım.Şarkılar içimi acıtıyor.Şarkı “batıyor ama acıtmıyor senin sevdan” diyor, ben tam tersine o acıyı yüreğimin ta derinliklerinde hissediyorum.Uzun sessizliklerin adamı oldum.Kendimle konuşmaya bile korkuyorum. Başımı okşayacak birisini özlüyorum galiba.Dedim ya çocuklaştım bu günlerde.Sanırım annemi özlüyorum. Epeydir uzağım anne şefkatine…Hiç böyle olmazdım.Yaşama böylesine yılgın böylesine soğuk böylesine uzaktan bakmazdım. Karda çiçeklerim açardı benim;ya şimdi bahardaki çiçeklerim bile soldu… Gitmek istiyordun gittin işte.Ki gidene bir defa kal derim ben demiştim.Ve gitme demedim zaten bu gidişinde.Oysa ne çok sevmiştim seni ne çokkkkkk…..

Her hangi bir boş anında birkaç saniye bile olsa beni düşündüğün oldu mu hiç ?Seni sevdim hem de aşkıma hiçbir zaman hiçbir şekilde karşılık bulacağımı ummadan… Yani karşılıksız sevdim…Yani hiçbir çıkara dayanmadı sevgim…Seni sevdim…. Çevrende dolaşmama aldırmadan beni görmezliğe gelmene rağmen çevrendeki diğer insanlarla benden çok görüşüp benden çok sevmene rağmen ve her sevdiğin inandığın o insanlar tüm suçu sana yükleyerek seni terk ettiği anda sevdim….Terk edilişlerinin tüm acısını senden çok çekerek sana asla isyan etmeden, kederini acını paylaşabilmeyi isteyerek başını omzuma yaslayıp içindeki fırtınaların dinmesini bekleyerek EFSUNLU gözlerinde saklı gözyaşlarını avuçlarımda toplayıp kutsal zemzem suyu gibi saklamak arzusuyla sevdim..Acılarını dindirecek seni teselli edebilecek tek insan olma beklentisi ile sevdim…
Varlığın ; bir vidanın burgularının girdiği yerde açtığı onulmaz derin izlere benzer şekilde kalbimi oynamasına rağmen sevdim…Kırıcı sözlerine öldürücü sözlerine rağmen SEVDİM..... Sonuç olarak : Seni ölümüne sevdim ve de Ölümüne severek gidiyorum

GEL DEMEYECEGIM
Nerdesin? Günler var ki beni aramadın, yazmadın. Senden gelecek bir mektubu bekledim boşuna. Önceleri içim umutla dolu, postacının kapımı çalmasını bekledim. Satırlarınla aydınlamasını bekledim bu karanlığın. Saatler saatleri, günler günleri kovaladı. Git gide büyüdü verdiğin yalnızlık, yüreğim kahırla doldu. Ümit etmenin mutlu heyecanları, yerini tarifsiz bir hüzne bıraktı. Kocaman, kalabalık bir şehirde yapayalnız kaldım işte... Nerdesin? Beni unuttun diyemem, unutmadığını biliyorum. Ama düşün ki, benden uzaklaştığın her kilometre, sana olan sevgimi bir kat daha artırdı. Senden başka bir şey düşünemez oldum. Geri döndüğün zaman, eminim şaşıracaksın. Böylesine mesafelerle büyüyen, zamanla derinleşen bir aşkın karşısında olmak kim bilir ne kadar değiştirecek seni...Yüzünde pembelerin en güzeli, gözlerinde ışıkların en parlağı ile sevilmenin çok çok sevilmenin hazzını yudum yudum içeceksin. Sevilen bir kadının mutluluğunu seyredeceğim sende. Sevdiğim kadının ölümsüzlüğünü yaşayacağım. Nerdesin? Dün evinin önünden geçtim. Perdelerin kapalıydı, dolu doluydu gözleri pencerelerin. Kapın sanki bir daha hiç açılmayacak gibi kapanmıştı sokağın yüzüne. Kim bilir odalar, eşyalar ne haldeydi sensiz? Her dakika ayaklarının güzelliğiyle mest olan halılar ne yapıyordu şimdi? Ya kokuna ve sıcaklığına alışmış yatağın ne haldeydi? Baktım sen yoktun, duvarlar kararmıştı. Sokağından yaşayan bir ölü gibi geçtim ve bir hüzün anıtı halinde bıraktım evini. Nerdesin? Meğer ne doldurulmaz bir derinlikmiş yokluğun... Kaderde bu sensizlik de varmış... Her insanın yüzünde sana benzeyen bir şey aramak da varmış... Sesini duymak varmış şarkılarda, bütün kitaplarda seni okumak varmış... Meğer ne dayanılmaz bir şeymiş yokluğun... Kağıtlara seni yazmak varmış, renk renk düşünmek varmış seni, çiçek çiçek koklamak varmış... Artık hiç yazmasan da olur, hiç gelmesen de... Meğer ne türlü bir ölümmüş yokluğun...Bir daha nerdesin demeyeceğim. Bendesin artık... Dudaklarımın değdiği kadehlerdesin. Serin yağmurlar getiren bulutlardasın. Kah denizlerdesin, kah rüzgarlardasın. Uzaktasın ama yine bu şehirdesin.
Gittiğine inanmıyorum GEL DEMEYECEĞİM !!!!!
ESKİMİYOR GİDİŞİN
Yine sensiz geçen bir günün gecesinde akmasına gücümü yetiremediğim, gökyüzünden boşalan yağmur misali gözyaşlarımı döküyorum.. sana karşı duyduğum özlemi hatırlatan sevgi kelimelerini mırıldanırken dudaklarım, ismini duyuyorum yüreğimin derinliklerinde.. korkuyu ölümün keskin bakışlarında öldürüyorum, yürüyorum kendi başıma, sensizligin can cekiştiği,buram, buram senin hasretini hissettiğim hasret yollarında...biliyomusun güzelim bu gecede uykumu umutlarıma satıyorum..her ne kadar umutlarım beş para etmesede.. ismin kadar güzel geliyordu, güneşe bakınca karanlık.. ve sen..sen ki adını dahi bilmedigin sevdalar yaşıyorsun göremediğim mekanlarda..ta benden uzaklarda..sende hasret kokuyor, hasretindeyse senden uzaklık...kimsesiz bir çocugun kollarında sen kokuyorsun....bazı geceler telefondan duyduğum sesini duyuyorum rüyalarımda...her zaman seni duyar gibiyim, seni görür gibiyim karanlıgın taa ortasında.. sabah oluyor gülüm, birkez daha gözlerin doğuyor karanlık şehrime.. bu gecede gönlüme söz geçiremedim yine seni düşündüm, ve bu günde sözümü tutamadım senin hayalinle başladım güne..umutlar doğdu içime ... belki seni bir gün görürüm diye.....
Hiç benim olmayacak kadar
gerçektin ve gittin…
Benden bir parça kaldı mı acaba için de? Elini sürdüğün duvarlarda gölgem ya da korkarak yatağından sıçradığında ismimi fısıldar mı acaba bir gece dudakların. Hisseder misin artik olmadığımı. Ağlamayacak mısın bir günde benim için. Söyle hıçkıra hıçkıra; hiç pişman olmayacaksın biliyorum ama belki demeyecek misin sakince evinde otururken bir aksam, yanında düşünüp beni. Bir sabah uyandığında karşında ki yatağın boş olması gözüne çarpmayacak mı hiç? İşten çıkış saatim geldiğinde beni beklerken bulmayacak mısın kendini kimi beklediğini bilmeden; Özlemeyecek misin hiç bir şeyi? Biliyorum özlemeyeceksin; Hatta düşünmeyeceksin bile bir gün. Sıradan biri olup çıktım bile çoktan senin için. Beni hiç sevmedin zaten sen ama Ömrünün içinden ömür geçti.Hissetmedin mi?
Hani bir yerlerde birisinin varlığını hissedersin ve bir gün mutlaka gelip seni bulacağını bilirsin ya... Hani bu yüzden hayatına giren herkesi geçici olarak görüp sadece ona odaklanır ve sadece onu beklersin ya... Hani onun geleceğine dair umudunu bir tek gün bile kaybetmeden, her güne "Belki de bugün gelecek" diye başlarsın ya... İşte öyle bir şeydin benim için..Seni ilk gördüğüm an yıllardır beklediğim o insan olduğunu anladım. Güya şaşırmayacaktım ama şaşırdım. O güne kadar yoktun ama hep bendeydin. Simdi burada, yani başımdaydın. Yeni bir hayat başlamıştı benim için ama yanıtlanmamış sorularım da vardı. Belli etmeli miydim ki kendimi? Sen benim için "o"ydun ama ya ben senin için?
Ne kadar istesem de kendimi tutamıyordum. , saklayamıyordum. Seninle konuşurken yüreğimin atışlarını duymandan korkuyordum. Ölecek gibi oluyordum. Aklıma ve dilime gelen her şeyi sana da soyluyordum. Söyledikten sonra pişman oluyordum ama bir ise yaramıyordu. Karşındakinin dilini çözen bir büyücüydün belki. Belki de büyüydün. Sen Allah’ın bana ödülüydün. Peki, sen niye konuşmuyordun? Kendini niye gizliyordun? Ben içimdeki coşkuyu anlatmak için yeni yeni kelimeler keşfederken, sen yıllardır söylenen klasik kelimeleri bile söylemiyordun. Hep beni dinliyordun, bense abartıyordum. Sana karşı hislerimi durdurmuyordum, yüreğimi susturmuyordum. Değişiyordum senin karşında, güçsüzleşiyordum Çünkü ben, söndüğünü sandığım alevi seninle körükledim. İçimi titreten soğuklarda, martıların Boğaz’ın üzerinde uçuşunu tek başıma seninle izledim. Kıyıyı boydan boya ellerim ceplerimde amaçsızca "Seninle belki bir gün böyle…" diye diye dolaştım. Simdi istiyorum ki sen de teslim ol aska. Serbest bırak yüreğini ve beni takip et. Bırak taşsın içindeki o kan, durdurma sakin. Bedenin çekilsin, boğazın düğümlensin, yutkunduğun zaman beynine bin kat özleyiş gitsin. Senin için ben olayım, hep olayım. Ask olup kalbine dolayım, kan olup damarlarında dolaşayım. Artik ağzından çıkan kelimelere başka başka anlamlar yüklemek istemiyorum. Ne söyleyeceksen dümdüz ve basitçe anlatmanı istiyorum. "Ya sev beni, dünyanın en mutlu çifti olalım, ya da bırak ben yalnızlığımda kalayım" diyorum. Öyleyse… Söz sende…
Yaşamım boyunca güzel olan her şeyi berbat etmekten korktum, hep inandım hani derler ya, bir insanin iç dünyasına girdikçe, aşka daldıkça sonu gelmez bu isin. Evet, sonu gelmeyecekler için doğrudur bu. Ama doğru insanlar için, içine daldıkça orada kaldığın, tanıdıkça daha çok sevdiğin bir bütünleşmedir ask. Bu korkumu bu askla yenmeliydim ama bir çemberin çevresinde durmadan kosan bir koşucu gibiyim, bu çemberimsi hayatin ne başı belli ne sonu hep başladığım yere dönüyor, ben yorulmak istemedikçe çizgi boyunca bana hep koş deniliyor sanki. Dışarıda güneşi saklayan kapalı bir yasam, gözlerimin aksine sevgimi her düşündüğümde ışıltılı gün yağmurları var yüreğimde, sevginin renkli gökkuşağı var yaşamın birinde ve ben o renkleri görmek istiyorum. Yazmak beni kurtarmıyor, sıradan çözümlerin içimdeki yalnızlığa ve aşkın hissettirdiği duygulara faydası yok, ama kullandığım harflerin beni kurtarmak için seçildiklerinden de haberleri yok. Yazdıklarım haricinde gizli kalan bütün ask kelimelerimi rüyamda soyluyorum, sevgi çiçeklerimi kendimce büyütüyorum, özlediğim insan, içimde yaşattığım bu aşkla bütünleşince, uzaklardaki benliğim gibi oluyor, sesi binlerce yıldır kulaklarımda sanki sevgilinin. Ben ulaşamasam da, kıyısından bile geçemesem de yaşadığım evrende sonsuz bir güzellik var, ne yaptığımı biliyorum bütün insanlık gibi endişeleniyorum, hep bir sonraki günü düşünüp endişeleniyoruz, cebimizdeki parayı düşünüp endişeleniyoruz, görüntüye bakıp beğenilmemekten korkup endişeleniyoruz, biz insanız bizim isimiz bu. Hep derim ya bir rol biçilmiş… onu oynamak görevimiz, yaşadığım bu ask da aslında evet aynen öyle ama önemli olan bence kendin kalabilerek rollerini yasayabilmek, ben yaptığımı düşünüyorum beklentilere göre değil kendi içime sineni yaptım hep, ask ve sevgi bazen riskli ama sokağa çıkmak da risk değil mi? Böyle yaşamalıyım, çünkü bu ani geri getiremem ve bu anin dışında kim ne derse desin beni en son ben terk edeceğime göre kimsenin benimle olma garantisi de yok. Bu devam eden şey, hayat iste, kuraklıktan sonra yağmuru gözler gibiyim ama hiç bir şey bir anda olmuyor iste, toprak bir anda yemyeşil olmuyor, kelebekler her mevsim uçamıyor, yağmur istediğin kadar yağmıyor, ya az ya da istemediğin kadar fazla. Yaşamın duygularıma verdiği sessizlik de öyle, sanki dibi görünmeyen bir kuyuya tas atıyorum ve yıllardır yaptığım gibi simdi de bir ses gelmesini bekliyorum.
Günler güz yapraklari gibi birer birer dökülürken ayaklarimin dibine ben her gece karanliga dikip gözlerimi
senin aydinligini bekledim...
...SEN YOKTUN...
Binlerce adim attim bu kentin sokaklarinda her köseyi her parki her agaci ezberledim. Sevdaya bulanmis her kaldirim tasinda senin adini aradim...
...SEN YOKTUN...
Evlerin duvarlari birer bir er üzerime yikildi her bir hücremin acisini ta yüregimde hissederken
beni enkazin altindan çekip alabilecek elini aradim.
...SEN YOKTUN...
Özlem sarkilarini ezberledim. Kimini bagira çagira kimini fisiltiyla söyledim.
Karanliga haykirdim hasretini sesimi duyacaksin diye bekledim...
...SEN YOKTUN...
Senden gelecek tek bir haberi bekledim saatler asir gibi geldi geçmedi.Çalan her telefonu yüregimin deli gibi çaglayana dönen atislariyla açtim.Senden baska duydugum her seste hep ayni hayal kirikligini yasadim.
Onlar beni duymak istiyordu. Ben ise seni...
...SEN YOKTUN...
Seni aramaktan yorgun düsmüs bedenimi karanligin kucagina uzattim her gece bir an önce sabah olsun diye uykunun beni çekip almasini istedim. Olmadi! Kaç gece sabahi ettim gözlerimi kapamadan
kaç gece merdivendeki ayak seslerini dinledim gelen sensindir diye...
...SEN YOKTUN...
Her yagmurla birlikte hüzünde yagdi bu kentin üzerine. Bulutlar yalnizligin isaretiydi benim için. Beni islatan yagmur olmadi. Ben senin özleminle sirilsiklamdim her mevsim. Hayat bana merhaba dedi.
Uzun kistan sonra gelmez dedigim göçmen kuslarin dönüsünü gördüm...
...SEN YOKTUN...
Denizin sonsuz maviligine umut bagladim
Kıyalarda fark ettim bekleyislerimi.
Hep sensiz gemiler geçti limandan.
Ben gemicilerin hasret türkülerine eslik ettim...
...SEN YOKTUN...
Gözümden tek bir yas akmadi. Onlar sana aitti.Sana kalmaliydi. Kimselere söyleyemedim acilarimi bekleyisimin öyküsünü kimselere anlatamadim. Nice firtinalar koptu yüregimde dalgalar dövdü hayallerimi.
Siginacak bir liman yaslanacak bir omuz aradim...
...SEN YOKTUN...

Hiç Gelmeyecek Olana :
Yer yok, Mekan önemsiz, Zaman sıfır...
Bana şah damarımdan daha yakın olana sığınarak!.. Hala acının acemisiyim ve hala sensizliğe bakamaz gözlerim.
Kaybolmuyorsun, Bitmiyorsun, Çoğalmıyorsun, Eksilmiyorsun.
Çıkmaz bir vuslata sürüklenen yüreğimde sen yanıyorsun! Bu gün kelimelerin tutsaklığına yer yok yüreğimde; ister anla, ister es geç ve vur sensizliği yalnızlığıma..
Çiğne kalabalığımı, tıkansın yürüyüşlerimi ve duyma ayak seslerimi gidişinin ardından.
Gittin, durdum. Duydum, sustum. Konuştun, kırıldım. geldin, yıkıldım.
Susturduğum sabır taşı bu gün dillendi. Ah, zaman!... Nereden sürgülendiğini bir bilsem. Derdim ne seninle, ne de sensizliğe... Sürülsem kendimden ve benliğim el seluleti gibi yansısa aynalardan. Ve hırçın bir fırtına sonunda durulsa içim.
Seni düşünmedim, Yalan! Seni beklemedim, Yalan! Seni hiç önemsemedim, Koca bir yalan!...
Böyle düşünmemiştim hiç. Ne seni, ne kendimi ve ne de bu vakitsizliği... Akrep sancılanmayacaktı zamanda ve akrep umursamaz dönecekti kolumda.
Denizine açtım gözlerimi. Varlığın ne zaman süzüldü içime? Zamansızlığındaki çokluğun ve yalnızlığımdaki azlığın... Neden bu kadar zorsun?
Uzaklarda dolanışım varlığına duyumsadığım ihtiyaçtan ve senden bana arta kalan,
durgun anlarımın yalnızlığına...
Söylemediğim Ve Söyleyemeyeceğim Sadece iki kelimeyle...
O BENİM
Sevgilimdi aşkımdı yalnızlığımın ilacıydı..Korkusuzluğum sonsuzluğum sığınağım yarınımdı. Bugünümdü her şeyden öte şu anımdı...Öncemdi sonramdı.Gerçeğim hayalim bilinmezim çözülmezim arayanım soranım hep yanımda olanımdı...Ağlamamdı gülmemdi bulunmaz nimetimdi...Boğaz'daki martım degişmez rüzgarım bembeyaz yelkenim masmavi denizim sesim sessizliğim umudumdu...Hiç bitmeyecek yolumdu.....
Ayağımdı elimdi beynimdi yüreğimdi...Sevdamdı sevdalımdı arayıp da bulamadığımdı... Suyumdu aşımdı kahkahamdı gözyaşımdı.. Kara gecelerimin ışığı günümün aydınlığı benim aşığımdı..Canımdan öte canım damarımdaki kanım söylemekten hiç bıkmadığım şarkımdı...En mutlu rüyalarım anlatılacak tek masalım yatağımdaki kırmızım kalbimdeki ince sızımdı...Silinmezimdi vazgeçilmezimdi yol bilmezimdi hiç kimsenin değil benimdi benimleydi...Hayatta doğru bildiğim ne varsa hepsi ona aitti...Bir gülüşüyle güneşi yere indirendi...Sevmeyi iş edinendi bana yüreğini verendi.....Kolumdu kanadımdı öpmeye kıyamadığım kadınımdı...
"Uğrunda ölürüm" dediğim ölürcesine sevdiğimdi...Kime baksam yüzünü gördüğüm görmeyince üzüldüğümdü..Uğruna adaklar adadığım dilekler dilediğim bitmesin diye gecelerce dua ettiğimdi...
Beni en çok anlayandı bensiz olamayandı bekleyenim özleyenim aynı yolda yürüyenim en heyecanlı serüvenimdi...Aramasa delirdiğim gelmese aklımı oynattığım kaybolsa çıldırdığımdı kıskançlığımdı şikayet etmeyenim beni hep beğenenim güzelim bebeğimdi bir yerime bir şey olsa canı benden çok yanardı beni öyle severdi ki görenler şaşardı akıl verenimdi yol gösterenimdi yol arkadaşımdı hayat ortağımdı bakışıyla içimi eriten gözleriyle beni mest eden "Aşka meşk yakışır" deyip en güzel şarkıları bir bir söyleyendi....
En keyifli anlarım en doğru kararım en güzel yıllarımdı bana yaşadığıma şükrettirendi mutluluktan öteydi ruhumdu ruh eşimdi sönmeyen ateşimdi aklımı alanımdı canıma can katanımdı her zaman hayranımdı incitmezim kırmazım dünyamı dağıtmazım beni yalnız bırakmazımdı...Ben var oldukça var olanım cennette bile yoldaşım sözüm sazım aşığımdı "TEK"imdi..."BİR"imdi...biriciğimdi....
Ve bir gün gitti.....
...Kendinle kalbin kan davası...
...Yüreğin en şerefli intiharı....
Yokluğuna ağlamaya alıştım artık yürüyorum yağmurun altında her bir damlası ruhumu okşuyor tenimde süzülüyor sarıyor sanki tüm benliğimi senin hayalin gibi sokaklar bomboş sabahın habercisi olanlar çoktan ötmeye başlamış bense çaresizliğim avuçlarımda yürüyorum ben gibi SERSERİ olan boş sokaklarda bir sigara ve paltomun yakasını kaldırmışım boynumu sarması için yürüyorum alabildiğince yorgun ayaklarımla geceye inat hayata inat belki de o anda aklında bile olmadığım sana inat tüm hayallerini yüklemişim omuzlarıma yağmurun eşliğinde yürüyorum düşünüyorum düşlüyorum yağmur şiddetini biraz arttırdı bu vakitte ayaklarım yürümez oldu zaten girdiğim sokak çok karanlık ıssız dilsiz oturuyorum bir kaldırımın kenarında başımı çaresiz kalmış insanlar gibi iki elimin arasına alarak sigarama devam ediyorum başım önde duman gözlerimde hayalimde sen kaldıramıyorum bu vakitte bunca yükü amansız dökülüyor göz yaşlarım yağmura karışıyor ve SEN olarak avuçlarıma bir bir günahsızca dökülüyor oysa ki senin yükünü kaldırabilecek güçteydim ben ne oldu da artık kaldıramıyorum bu yükü günahlarım mı çoğaldı yoksa günahlarımız mı ?Terk ediyorum bu sokağı bana yalnızlığımı hatırlattı yine saat sabahı gösteriyor geç kaldım eve gitmeye odamdaki seni görmeye resminle konuşmaya geç kaldım yine zaten hep geç kalıyorum hayat dediğin bu alemde sessizce odama çıkıyorum odamın kapısına girdiğim zaman duvarlarda SEN olduğunu biliyorum yine bu heyecanı yaşıyorum tıpkı sana ilk seni seviyorum dediğim an kadar heyecanlıyım şuan? Kapıyı aralayıp ışığı yaktığım zaman o ışık gibi kalbime doğuyorsun ama sen bilmiyorsun yatağımın yanı başında bir nefes kadar yakınımda olan senli fotoğrafımızı alıyorum elime önce ıslak tüm bedenimle masumca seni seyrediyorum buz kesmiş mor kesmiş parmaklarım okşuyor yüzünü sonra yine günün içinde yaptıklarımı anlatıyorum sana tüm olanları bitenleri göz yaşlarımı günün içinde sana olan sevgimi haykırdığımı her bir şeyi duymasan da hissetmeni istiyorum konuşuyorum seninle saatlerce ama biliyorum yoksun şuan yanımda olmayacaksın da çünkü sen beni benim seni sevdiğim kadar sevemedin SEVEMEYECEKSİN de Güneş dağların koynundan o yüksek binaların ardından benim odama sessizce girdi anlıyorum ki yine sensiz olacak günüm bu vakitten itibaren başlıyor dayanır mıyım dersin bugünde sensizliğe? Dayanır mıyım dersin bugünde tüm hayalini gözlerimin önünde tutup ta senin olmadığın an senin yanımdaymışsın gibi hissederek bir günü devirmeye bitirmeye ? Sanmam artık kaldıramaz bu abdal beden bunu gün geç tikçe bir mum misali eriyorum sanki senin olmadığın bir gün bir yıla tekamül ediyormuş gibi yaşlanıyorum sanki bu abdal beden artık yorgun düşüyor deniz kızı kaldıramıyor artık sensizliği çaresizliği ve yokluğuna ağlamaya alıştım artık sen olmayıp ta sen varmışın gibi hayatımda yaşam adlı sahneyi ve mutluluk rolünü oynamaya bugünde devam edeceğim biliyorum bugün yokluğuna yine isyan edeceğim ama sen hiçbir zaman sana olan sevgimin büyüklüğünü ve asıl isyanımın sebebini bilmeyeceksin çünkü sen yaşadığın yere yani benden km lerce uzaklıkta olduğun ait olduğum dediğin yerde yaşamaya devam edeceksin yine sabahı ettim parmaklarım yorgun gözlerim kapanmak üzere şimdi sensiz yine uyumaya çalışacağım biliyorum yine uyuyamayacağım kendimi kandıracağım ama hiçbir zaman unutma ? Korkma sakın gecelerde pencerende yıldız gibi parlayacağım uzaklarda yalnızım sanma sakın nefes gibi içinde gölge gibi arkanda can gibi canında olacağım tek günahım seni ölürcesine sevmek
Ve unutmak ? Senden uzak uzun yıllar geçse de ? Bahtıma mezar olsun unutursam seni deniz kızı gönlüm bin bir güllerini seçse de ? Ömrümün son baharı olsun unutursam seni deniz kızı bağrımı kavursa da nice aşkın ateşi ? Izdırap çölleri yaksın kızgın güneşi ?
Şunu bil unutma ki ?
Gönlümün bir tek eşi ölüm bana yar olsun
UNUTURSAM SENİ…DENİZ KIZI…
Bizim yöremizde kaderimiz
Doğuştan şiirle yazılarla hayatımızı anlatır
Sevdamızda yüreğimiz kadar mert olur
VE
Seni unuttum kelimesi sadece ve sadece
MEZAR taşında bulunur ...
Dağların dorukları dumanlı olur
Geriye dönmez savaşçılar...
Fırtınayla sınanmıştır ömürleri
Karla yıkanmıştır yüzleri...
Bu yüzden asla vedalaşmaz
Ve kılıçlarında taşırlar şiiri! .
Bu yüzden sevdaları mahzundur
Yürekleri kallavi !!!!!
Alınları ihanet vurgunudur,
Gözleri intihar mavi...
Ölü olarak ele geçiriliyor en sıcak sevgi sözleri ve aşklar
Hüznüm bir kamu morgunda teşhisini bekliyor
Unutma, senden bir tane daha yok bu dünyada! Gülümsemeyi asla unutma. Gözlerinin içi gülsün gülerken, bakışların pırıl pırıl olsun ve her zaman nemli kalsın göz pınarların. Unutma kendini sevilebilecek bir insan haline getirmeyi ve ondan sonra da kendini sevip kendine sarılmayı. Zamana güven ve onun senin en büyük dostlarından biri olduğuna. Acılarının ve felaketlerinin ancak onun koynunda uyuyabileceğini unutma. Unutma. Başına gelenlerin günün birinde kişisel tarihinin ayrıntılarından biri olmaya mahkum olacağını unutma. Her çiçek sevgilin olsun, her sevgilin ise bir çiçek. Açık tut gönlünü tüm güzelliklere. Yasalar, günahlar, yasaklar sen olduğun için vardır. Ve sen bir tane olduğun için şu koca dünyada, gir günaha çekinmeden, çiğne yasayı. Aydedenin sihrini gönderdiği gecelerde uyuyarak çalma hayatından saatlerini. Gecenin içinde yolculuğa çıkmayı unutma. İçinde hiç ölmeyecek bir gençlik virüsü yarat ve kaç yaşında olursan ol, her zaman .... yaşında kalman gerektiğini unutma.
Asla taviz verme seni sen yapan yanlarından. Onurlu bir yasam sürebilmen için, sartlar ne olursa olsun direnmeyi sakın unutma. İçindeki seni katletmeye kalkma sakın. Kendine vuracağın her darbenin seni senden biraz daha uzaklaştıracağını unutma. Korkma mahallenin delisi olmaktan. Doğrucu Davutlar ne kadar çoğalırsa mahallende, hayat mutlaka daha iyiye gidecektir, unutma. Hatanın affedilmeyecek olanından kaç, ama hata yapmayayım diye de yakıp geçme yıllarını. Unutma ki, hiç hata yapmayan bir insan yapabileceklerinin en iyisini yapamamış demektir hayatta. Korkma insanca korkularından. Ve korkunun kendisinden çok, onun beklentisinin daha korkutucu olduğunu unutma. Bir anlamı olsun kendinle yaptığın kavgaların. Ve hep ileriye taşısın seni kavgada attığın her adım. Açık bırak pencereni ve sabah güneşinin, rüzgarı önüne katarak perdelerle yapacağı raksa dönük olsun bakışların. Küçücük mutlulukların görkemine inandır kendini ve gülümse. Umutların bitmesin asla ve umutların bittiği yerin, hayatın da bittiği yer olacağını asla unutma. Ve bu SERSERİ ye kulak ver:" Senden bir tane daha yok bu dünyada. "

ßẽή ǺگҚι گẽήLẽ yǺگǺyǺмǺzگǺм
VǺґگıή σLмǺگıή
Bugünde ölmedim senin için "Tiryakinim"
Gözümde Bir Damla Yas Vardi...
Aglayamadim...
O Bir Damlada Sen Vardin...
Anlayamadin...
Esir oldum hazan düşlere....
Ben ağlarım....dokunma....
Dinmez ızdırabım yemin olmuş kadere...
Sevdan yaşatmaz aldığım her nefes sensin diye...
Dön artık....kelepçe vurdum....
Terk edip gittiğin ÖKSÜZ gönlüme....
Bir sabah boş evinde üşüyerek uyanacaksın
Titrek kalbini eski mektuplara saracaksın
Ben senle bir günü bir ömre kıyaslarken
Sen benden bir haber başka kollarda uyuyormuşun
Olsun
Avuçlarında ben boynunda benim kokum
Ben seni çoktan unuttum
Sen beni UNUTAMAYACAKSIN.....
Ve sen gidiyorsun dünümüzü silerek bugünümüzü kırıp dökerek yaşananları yok sayarak yarınımızı yok ederek ardına bile bakmadan gidiyorsun.Ve sen gidiyorsun sensiz olamayacağımı yanımdayken bile seni özlediğimi saçının bir teline dahi dokunmaya kıyamadığımı bile bile gidiyorsun. Ben şimdi kimin gözlerinde öleceğim? Ben şimdi kimin dizlerine yatıp kimin ellerini tutacağım? Kabuslar gördüğüm karabasanlarla sarmaş dolaş olduğum sehpalı hazan düşlerimde kimi uyandırıp kimin omuzlarında ağlayacağım? Senden başka kimsenin yanında ağlayamayacağımı bile bile gidiyorsun ve sen gidiyorsun kafamı duvarlara vura vura hücre hücre parçalasam işkencecilerin yapamadığını yapsam kendime kendimi içten içe yesem bitirsem yok etsem bile kapının önüne çıkınca gönlüm olsa da yıkık yine alnım ak yine başım dik olacağımı sanki sen hiç gitmemişsin sanki hiç bir şey olmamış gibi davranacağımı bile bile gidiyorsun ve sen gidiyorsun sensizlikten çıldırsam ecelim olacağını bilsem de sana "gitme" demeyeceğimi sana yalvarmayacağımı bile bile gidiyorsun.Velhasıl kelam sevdiğim uğruna ömrümü verdiğim uğruna gecelerimi çarmıha gerdiğim sensiz yapamayacağımı,
sensiz yaşayamayacağımı bile bile gidiyorsun.
Ve sen gidiyorsun git Beni hayallerimle beni terkedilmişliğimle beni sensizlikle baş başa bırakarak git Git artık git Ve sen gittin Ve ben sensiz yokum. Ben sensiz bitmişim ben sensiz bir hiçim artık ama giderken bir şey unutmadın mı gülüm?
Sen! Sen var ya sen! Sen artık bensiz bir HİÇ bile değilsin...
GÖZLERİNE MAHKUM
SENSİZLİĞE SUSKUNUM
Dünya döndükçe sen hep bana dönmeye ?
Başını her yastığa koyduğunda beni görmeye ?
Her kahkahamda göz yaşı dökmeye?
Ben yaşadıkça sen ÖLMEYE mahkumsun...
Ağlamak çocuklara,
Affetmek ise Allah a mahsus.
Beni bir gün aldatırsan çocuk değilim ağlamam,
Allah değilim affetmem...
Aldığım nefesten soruyorum da
Verdiğim nefeste bulamıyorum
İki nefes arası ne kadarlıksın
İŞTE ONU BİLEMİYORUM
ANKET
Korkmazdım seni kaybetmekten Ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize... Ve her kulaçta haykırırdım seni.. Ama sen hiç benimle olmadın ki... YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN.....
ALDIRMA
Bir şey vardı, tüm bu uykusuzluklarımda, kan ter içinde uykulardan uyanışlarımda... Bir şey vardı hiç ummadığım anlarda ve hiç de ummadığım mekânlarda aklıma düşüp yüreğimi sızlattığında... Gayet hoş bir ortamda sohbetlerin en koyu noktasında kahkahalarım çınlarken, sebepsiz SENİ hatırlayıp da durgunlaşmalarımda... Günün her saati, yılın her mevsimi aklıma geliyordun gidişinden belki de gidişimden beri. Günler günleri, aylar yılları, sevdalar sevdaları kovaladı yitişinden, bitişinden belki de bitişimden beri. Oysa yeni yeni farkına varıyorum, belki de bittiğinde daha çok başladın BENDE... Şimdi daha çok senleyim Sensizken... Bu gece, ilk kez rüyamda gördüm SENİ. O kadar gerçek gibiydin ki. BİR şey söylemek ister gibiydin, öylece sustun. En son, en büyük suskunluğumuzdan beri daha bir çığlık çığlıyaydı bu suskunluğumuz. Uyandım birden. Hiç tereddüt etmeden, hiç düşünmeden telefona sarıldım aniden ve SENİ aradım. Saatin geceyi mi sabahı mı gösterdiğine aldırış etmeden, yılların yitişini, ne diyeceğimi ne söyleyeceğini unutup, gururu, onuru her şeyi hiçe sayıp SENİ aradım. “ İyi misin?” diyecektim tek bildiğim. “ İyi misin” Belki bilinçaltımın bir oyunuydu belki de altıncı hissim, rüyamda gördüğüm SEN... Adı nedir bilemiyorum ama sanki bir derdin bir sıkıntın var gibiydi yüzün. Her şeyi hiçe sayıp yıllara inat, yaşadıklarımıza inat, gurura inat aradım işte SENİ. Hiç bir şey ümit etmeden hem de. “Acaba yeniden başlar mıyız?” gibi saçma fanteziler kurmadan. Hala alev alev yanıyorum, sadece sesini duyup yangınıma yağmur damlası olman için değil. Sadece SEN için, SENİ gerçekten de merak ettiğim için aradım bu gece. Telefonun kapalıydı. Kapsama alanı dışındaki hiç tanımadığım ama sesini ezberlediğim o gayri meşhur kadın açtı. İyi ki de o açmış. İyi ki de kapalıydı telefonun. Çünkü anlatamazdım SANA bu yazdıklarımı. Zaten anlasaydın BENİ şimdi yazıyor değil yaşıyor olurduk... Her şeye rağmen tek suçlu değilsin elbet ve suçlamadım SENİ hiç. Dualarım umarım mutlusundur ve daha da çok mutlu olman için.
Ve SEN, yine bakma....SEN diye yazdığıma;
SEN artık yıllardır 2. tekil kişisin iyisi mi aldırma...
hayat ne tatlıymışsın meğer, bilinmiyor yaşarken. ölüm acı gerçeksin tamam, bana neden bu kadar erken? doymadım sevdalara doymadım yaşamaya doymadım aşkıma doymadım saçının teli kaldı, gözünün izi kaldı, mutluluk sözü kaldı, içerimde...
söylemeyin, bilmesin, aşkıma... dayanamaz böylesi acıya, uzakta deyin, dönecek deyin, öldüğümü söylemeyin... uzakta deyin, dönecek deyin, yüreğimi titretmeyin.
dün gece seni gördüm rüyamda, kayboldun karanlıklarda... yangınla, uyandım koynunda, seni ardımda bırakmak var ya... doymadım sevdalara doymadım yaşamaya doymadım aşkıma doymadım saçının teli kaldı, gözünün izi kaldı, mutluluk sözü kaldı, içerimde...
söylemeyin, bilmesin, aşkıma... dayanamaz böylesi acıya, uzakta deyin, dönecek deyin, öldüğümü söylemeyin... uzakta deyin, dönecek deyin, yüreğimi titretmeyin...
MP3 : http://rapidshare.com/files/190427483/By_Emsalsiz_SOYLEMEYIN.mp3.html November 29
Hüzün yıldızları parlıyor bugün gökyüzünde bu gece yine için için yanıyorum oturmuş seni düşünüp ağlıyorum seni gidişini sevişini her şeyini. Unutamıyor işte seni şu yaralı kalbim yaptıklarını hatırlayıp pişman oluyor seni düşünüyorum bu gece karanlık gökyüzünde simsiyah gökyüzünde parlayan yıldızları seyrediyorum onları sana benzetiyorum kararmış kalbimin bir kenarında yanan meşale misali dedim ya seni düşünüyorum bu gece beni sevdiğini, bana nasıl baktığını bana nasıl güldüğünü ellerimi nasıl tuttuğunu ellerini nasıl tuttuğumu büyüyen bir ateş gibi sevgimizin nasıl çoğaldığını Ve bir gün ansızın bırakıp gidişini son vedanı hatırlıyorum gözlerime ağlarcasına baktığını gözlerini kalbime gömdüğünü hatırlıyorum bir daha çıkamasın diye çıkamadılar zaten kalbimden gözlerin ölüler dirilirler mi ki gömülenler çıksın gitsin? Gittin son bir veda ile gözü yaşlı, Elimde hayalin ardından dakikalarca baktım ağlamaklı sıkıldım üzüldüm perişan oldum ama ağlamadım ağlayamadım engel oldu gururum engel oldu aşkım uzaklara gittin belki bir daha asla geri dönmemecesine özledim seni deliler gibi özlüyorum hala sen bir yerde ben bir yerde yinede sönmedi sevgimiz aksine çoğaldı dağlar gibi oldu hasretimiz hep seni hayal eder hep seni düşünürdüm sesini duyunca yaşar duyamayınca ölürdüm aradın beni aylarca bir sevgi uğruna ne yazık ki ihmal edildin bir hata uğruna krıldın ağladın affettin ama hep sevdin beni sevdin gülüm beni kalbi kırık bir vefasızı yine ihmal edildin yine unutuldun bir hiç uğruna yine kırıldın yine ağladın yine affettin bir daha unutuldun sevdanla baş başa bırakıldın yine kırıldın yine ağladın ama bu sefer affetmedin sevdiğini en mutlu gününde öldürdün Ve ardına bakmadan gittin beni benle baş başa bıraktın, yıkıldım, üzüldüm, kırıldım... Senden ayrılınca kaldım çaresiz sevgisiz ve bir de sensiz hep sensizdim zaten ama şimdiki kadar asla değil parçalanmış bir kalbe sahip oldun mu sen hiç? Parça parça edilmiş yıkık ve virane bir o kadarda vefasız önceleri üzüldüm yıkıldım ama asla ağlamadım geldi geçti deyip senide gözlerin gibi kalbime gömdüm unuttum dedim unutacağım dedim unutamıyorum dedim unutmam dedim önce gözlerin sonra sen çıktın kalbimden bir vicdan azabıdır başladı ölü yüreğimde hiç bir şey kalmadı senden başka kalbimde hatıraların gözlerin ve sözlerin şiirlerini getirdiler bana beni öldüren şiirlerini vefasız dediğini duydum yıkıldım düşündüm seni gecelerce daima tek başıma şiirlerin öldürdü hasretin yaktı yüreğimi kırıldım üzüldüm yıkıldım ve en sonunda ağladım 3 kişi ağladık sana.. ben kalbim ve gözlerim... Sana yandım seni sevdim seni hatırladım her yerde belki bir gün sesini duyarım umuduyla telefon bekledim günlerce telefon gelmeyip sesine hasret kalınca ağladım ağladım, Sana yaptıklarımı ancak o zaman anladım duydum ki kalbini vermemişsin kimseye olurda içinde görürler beni diye benim kalbimide istediler ama vermedim kimseye olurda içinde seni görürler diye gökyüzü yıldızlar ile doluydu ben hep seni düşünürken hüzün yıldızları koydum adlarını seni hatırlatıyorlar diye aynı onlar gibi sende benden çok uzaklardaydın hep göz kırpardın uzaktan sessizce bense hep seni bekledim kırık kalbim yaşlı gözlerimle... Bazen hayallere dalıyorum seni düşünüp ağlıyorum seni ve sevgini arıyorum hep kalbimde düşmüyor adın hiç dilimden öleceğim gülüm bir gün ben senin sevginden senin derdinden bir gün göreceğim yine belki seni ? Seni, beni unutmuş benim olmayan seni işte o an aşkımın gözyaşlarını hatırlayacağım ve yine bir köşeye oturup ağlayacağım yemin ettim senin üstüne sevmeyim başkasını diye ve her yerde her zaman tekrarlıyorum yeminimi Seni unutmam için öldürseler bile karşılık olarak dünyayı verseler bile darağacı kurup idam etseler bile senden başkasını ASLA sevmeyeceğim..


Senin Gemin Camdan Sevgili ;
Duydum ki yine umudunu kesmişsin insanlardan, dostluklardan... Duydum ki yine acımaya başlamışsın kendine... Yolunu kimselerin bilmediği, bilmek de istemediği sevginin o hayal ülkesinde birilerini beklerken çok üşümüşsün... İnsan ancak kendisine sevgili olabilir, diyormuşsun. Şimdi artık yollarda ve bin bir hayalin peşinde sürüklediğin ve yıprattığın sevgine minnet borcunu ödeyecekmişsin... Acıyan sevgini şımartacak, onu örtülere saracakmışsın. Onu kendini güçlü ve korunaklı olduğunu hissetmediğin hiçbir yerde ortaya çıkarmayacakmışsın... Sevgini yırtıcı bir kuş gibi yetiştiriyormuşsun. En iyi savunmanın saldırı olduğunu ve yok olmamak için yok etmek gerektiğini öğretiyormuşsun ona... Ona onu, sabırlar, merhametler ve inceliklerle değil, hazlar, hayranlıklar ve kıskanç ilgilerle besleneceğini vaat ediyormuşsun. Her gece uyumadan önce arkasında Che Guevera’nın resmi olan aynanla konuşuyormuşsun: Bir sen varsın önemli olan, bir sen varsın gerçek olan... Hem onca acıya rağmen hala güzelim... Ve artık kendime yasaklıyorum başkalarına acımayı ve Hayatın acısını... Aynadaki nefesinin buğusunu görüyorum buradan. Gözlerinle göz göze gelemediğim için tutup aynadaki buğuyu öpüyorsun. Yaralı kendini öpüyorsun... Çekmeceden cüzdanının çıkarıp içindeki kredi kartlarını seyrediyorsun zoraki bir hayranlıkla.İçinde sevgini sakladığın kaleyi daha da güçlendirmeyi geçiriyorsun aklından. Kredi kartlarını yalıyorsun dilinle ve onların zehirli tadını içine akıtıyorsun. Bankamatikten her para çektiğinde kulağına gelen ölüm çığlıklarına alıştırmak istiyorsun kendini böylece. Hem senden güçsüzlerin ölümü, hem bu ölümleri gizleyen ve bütün katliamları anında temize çeken teknolojinin zehirli tadı sarıyor şimdi sevginin yaralarını. Bankamatikten her para çektiğinde kulağına gelen çocukların ve kimsesizlerin ölüm çığlıklarına dayanamadığını hissettiğin anlar, senin için hayatta sadece annenin babanın ve kardeşlerinin önemli olduğunu söylüyorsun kendine ve akşam iş dönüşü onlara hediyeler alarak evine dönüyorsun.. Ve eskiden, sevgini bir kalenin ardına saklamadan önce sadece kendi çocuklarını sevenleri kınadığını unutmak içinse bu defa başkaları değil kendin kanatıyorsun sevgini. Sonra küçük, tüylü bir köpek almak istiyorsun kendine. Köpeği severken, kucaklarken sana acımasızlık eden dostlarının, seni sevginin o hayal ülkesinde yıllarca bekletip düşlerini ve ömrünü çalan sevgililerin yüzleri geçsin istiyorsun karşından. Onların yüzleri geç tikçe sahibin olduğun için senden başka kimseyi sevmeyecek ve bağlanmayacak olan köpeğine daha da sıkıca sarılmak istiyorsun, öpüp koklamak. Kendini öper gibi, yaralı ve belki de artık hiç iyileşmeyecek olan kendini. Hiç iyileşmeyeceğini artık kendinden bile saklayamadığın böyle anlarda para kazanmak istiyorsun, iş kurup daha çok para kazanmak. Böyle anlarda bir kalenin ardında gizlediğin her şeye yanlışlarla dolu olsa da senden izler taşıyan tarihine bile düşman oluyorsun. Seni bu hale getirenlerle bir olup bu belki de artık hiç iyileşmeyecek yaralı kendini yok etmek istiyorsun... Sonra yorgun düşüyorsun... Artık dinlenmek istiyorsun. Yarına daha dinlenmiş ve korkularından kurtulmuş olarak uyanmak istiyorsun... Ve uykuya dalmadan önce vitrinlere bıraktığın dalgınlığın geliyor aklına... Kendine bir kez daha acıyorsun ve bu yüzden pahalı bulup da almadığın giysileri almaya karar veriyorsun. Bu pahalı giysiler sayesinde ilgilerin kölesi değil, ilgilerin merkezi olmayı istiyorsun. Bu giysiler sayesinde sızlayan sevgilerini örtmek, örtmek, örtmek istiyorsun. Görünmez olmak istiyorsun. Oysa senin gemin camdan sevgili... İşte güçlü balığın güçsüz balığı yok ettiği kanlı denizin her tarafından seni görebiliyorum... Sadece ben değil dost düşman herkes uykuya daldığını görebiliyoruz buradan. Çünkü senin gemin camdan sevgili. Sıkıntından yediğin tırnaklarının kenarlarını... Korkulu bir rüya gördüğünde birden silkinişini... Yaralı sevgini korumak için aldığın onca kötücül karara rağmen nasılsa hep masum kalan sayıklamalarını görüp duyuyorum buradan... Kaleni ve kalenin ardında sakladığın yaralı sevgini. Boşuna saklama sevgini. Senin gibiler hiç örtünemez sevgili... Seni bu kanlı deniz ve düşmanların da dostların da hemen tanır. Ya benzerini bulup gidersin buralardan. Ya da seni yok ederler sevgili... Herkes gibi ve her şeyi bilerek yaşamazsın sen Senin gibiler örtünemez...Bu kanlı denizde senin gemin camdan sevgili
YÜREĞİMİ ALDIN SEVGİLİ...
Yüreğimi aldın sevgili, öylesine aldın ki. Utandım önceki yaşantımdan kendimden. Anladım ki anıları da, kendimi de kandırmışım. Ve hepsi silindi sen gelince. Simdi kalan izlerden utanıyorum. Bütün kapıları kapandı yüreğimin. Sen geldin. Yüreğimi öylesine aldın ki sevgili. Senden önce yapılan aptalca kurlardan, konuşmalardan, gecelerden utandım. Öğrenememişim, becerememişim. Anladım senden öncesinin yalan olduğunu. Yüreğimi öylesine aldın ki sevgili...Uzaklaşıyordu düşüncelerim ve yüreğim. Korkmuştum. Unutuyordum yavaş yavaş. Ne yapacağımı, ne düşüneceğimi bilmiyordum. Tam bir karmasa ve boşluk içinde gezinirken birden irkildim, uyandım. Karşımda oturuyordun. Söylediklerin bir tokat gibi patlıyordu yüzümde. İnanamadım, anlıyor musun. Çünkü ben hep seni bekliyordum. Kimsenin okumadığı, kimsenin el sürmediği bir kitap gibi, yüreğimin bir bölümü sana ayrılmıştı, kapalı kapılar ardında öylesine özenle, öylesine umutla korunmuştu ki kendim bile el süremedim. Çünkü sadece senindi. Yüreğimi öylesine aldın ki sevgili...
Öylesine çabuk, öylesine birden bire oldu ki. Hiç beklemezken , hiç ummadığım bir anda alt üst oldum. Tutamadım kendimi söyleyemedim, konuşamadım, anlatamadım. Oysa yıllar hep seni özlemekle hep seni düşünmekle ve sana ayrılan kitaba el değmesin, bozulmasın diye su dünyanın pisliği, çıkarcılığı, bozulmuşluğu ve yapmacıklığı ile mücadele ile geçmişken, şu yorulmuşluğumun üstüne yinede konuşamadım, söyleyemedim. Yüreğimi öylesine aldın ki sevgili...Anladım ki hayallerim vardı sende. Düşüncelerim, özlemlerim, umutlarım, yalnızlığım vardı sende. Ve bir de yüreğimi öylesine aldın ki sevgili... Daha yeni anladım sende var olanları. Ben ben olmaktan çıkarken öğrendim tekrar kendimi. Düşünecek, özleyecek, umutla bekleyecek hiçbir şeyim kalmadı senden başka. Seninle beraber olduğum anlarda anladım ki zaten seni bekliyordum, zaten seni düşünüyor, seni özlüyordum. Sadece sarılmak istedim sana bir an... Sadece ellerini tutmak. Yüreğimi öylesine aldın ki sevgili...Yapamadım, korktum her şeyin bozulmasından, kaybolup gidivermenden. Yapamazdım anlıyor musun? Ve birden bire farkına vardım. Sen benim her doğum günümde pastamın üzerindeki mumları üflerken ve gökyüzünde her yıldız kayışında tuttuğum dileğimdin..
VE YÜREĞİMİ ÖYLESİNE ALDIN Kİ SEVGİLİ
SÖYLEYECEK HİÇ BİR ŞEYİM KALMADI...
Yağmur :
Mutluluğuma gölge düşürmek için yağıyorsan aldırmıyorum.
Niyetin beni ıslatmaksa ben zaten her gün ağlıyorum
Geceler uzuyordu ya saçlarında…
unutamadım…
onu yazdım son mektuba…
vedasız sonlar vardı ya….
unutmadım…
sebepsin kuruttuğum gözyaşına…
Her yüreğimden kopan sevdanın peşinden koşmaktan yoruldum artık , her ayrılığın ardından gelen sebeplerden bıktım artık , ama diyerek kurulan cümleler keşke diyerek devam eden uzun yazılarımdan utanır oldum artık…. Ben her şeyi unuturum sanmıştım , Ben gözlerinden inciler yapıp boynuma asarım sanmıştım , Ben yüreğini avucuma alır bir ömür kalbimde saklarım sanmıştım…ama….Ben bizi UNUTAMIYORUM….
Sahilde yürüyen bir çift görünce kalbimin hızlı atışlarını beynimde eskiye dair kırık döküntü paslanmaya yüz tutmuş yaralı yüreğimde darağacına astıramıyorum artık hükmedemiyorum bedenime beynime düşüncelerime…Benliğime işlemişken gecelerin koynunda kaybolmak istemiyorum artık…Oysa ne hayallerimiz vardı bir bir yaşanmasını bekleyen , Oysa ne düşlerimiz vardı inceden inceye , bitmesini istemediğimiz ümitlerin geceden geceye..şimdi tutsağı olduğum yalnızlığımla birlikte Ben bizi UNUTAMIYORUM….
Küçük bir dünya yaratmıştım kirpiklerinin arasında sonsuz maviliklerin içinde kaybolduğum baktığımda yüreğimin yangınlarını söndüren bakışların dokunduğun zaman titreyen ellerimin soğukluğunu kendine hapseden sıcak ellerin….Gündüzleri güneşin Geceleri ay’ın kıskandığı güzel yüzünde bulduğum huzurum mutluluğum…Yıllar geçse de üzerimden yorgun düşsede bedenim görmese de gözlerim tutmasada dizlerim hiç kimseyi sevmese de yüreğim hala Ben bizi UNUTAMIYORUM….
Siyahımdın bir zamanlar canımdın beni yaşatan kanımdın..odamın ışığı aldığım nefes dokunduğum tenim her şeyimdin...Hayallerimi süsleyen kadınım hayatımdın göz yaşlarımdın…Şimdi karanlığın koynuna bırakıyorum tüm geçmişimi çektiklerimi , Kadehlerde arasam da bende ki seni kaybetsen de sende ki beni ….
Ben bizi UNUTMUYORUM UNUTAMIYORUM ….
S.Y.E
سْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
NAZAR DUASI
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ وَوَصَّيْنَا الْإِنسَانَ بِوَالِدَيْهِ حُسْنا"" وَوَصَّيْنَا الْإِنسَانَ بِوَالِدَيْهِ حُسْناً وَإِن جَاهَدَاكَ لِتُشْرِكَ بِي مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَا إِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَأُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Her aşk bir yüreğin sesidir ve sabırla büyür, içindeki sevgiyle, acıyla, inançla, öfkeyle pişer; şarap gibi gün geçtikçe güzelleşir; işte bende seni böyle sevdim.Yüzünü göremediğim bir günde sesini duyabilme umuduyla yaşadığım bu hayat yüzünü göremediğim için çekilmez olsa da sesini duyabilme umuduyla yaşamak çok güzel.Bu akşam pencereni açık bırak çünkü sana uzaklardan bir kuş saldım biraz ıslak ve yorgun ama yinede başucuna bir tutam sevgi bırakacak, sevgimi kabul eder misin AŞKIM beyaz bir güvercin gönderiyorum sana kar beyaz tüylerinde umut yüreğinde sevgi gözlerinde masumane bir bakış ve gagasında bir not SENİ SEVİYORUM sen herkesten farklısın sen candan bile tatlısın sen düşlerimde yüreğimde saklısın ben mavi sen gökyüzü ben deniz sen dalgası ben beden sen can söyle şimdi dalgasız deniz cansız beden sensiz bir ben olur mu? Rüzgarın çığlığını dinledim bulutların ağlayışını izledim bir yıldızın kayışına baktım bir dilek diledim bir meleğe benim yerime seni öpmesini istedim yaz gözlerin aklımda ya aklım adında ya hayalin karşımda ya sesin kulağımda ya ben çıldırıyorum ya çok özlüyorum ya özlemek çok güzel ya özlenen çok özel gülmek nedir deseler onu bulmak derim yaşamak nedir deseler onunla olmak derim ağlamak nedir deseler ondan ayrılmak derim peki o kim deseler o benim BEBEĞİM derim tek kaldım dünyada dünyam olur musun deniz kadar sevdim dalgam olur musun ateş gibi yandım dalgam olur musun ilk aşkım değil son aşkım olur musun? İçine düşen her hüzün damlası sana seni ne kadar çok sevdiğimi hatırlatsın aşkın yatağım sevgin yorganım yüreğin yastığım olsun umutların hep seninle olsun sev ipte terk etmek için değil ömür boyu sevmek gülüpte üzmek için değil hep mutlu etmek görüpte unutmak değil hep hatırlamak menfaatim için değil uğruna ölmek için varım. Sana bir şarap gönderiyorum iç ama sarhoş olma sana bir gül gönderiyorum kokla ama soldurma sana bir kalp gönderiyorum sev ama kırma. Beni bir gün unutmayı denersen öyle biriyle unut ki sana savurduğum kurşunların önüne geçebilecek kadar cesur, o gün seninle ölebilecek kadar seviyor olsun kulaklarım sesini duymak gözlerim hep seni görmek ellerim elini tutmak kalbim hiç ayrılmamak istiyor ama ne görüyor ne duyuyor ne de tutuyor ne de hissedebiliyorum ama Sadece SENİ SEVİYORUM sanakaranfilin saadetini sümbülün bağlılığını menekşenin tevazusunu çiğdemin nefesini lalenin gururunu leylağın asaletini versem bana sevgini verir misin. sevgi demek az geliyor yüreğimdeki duyguya belki aşk belki de hiç yaşanmammış bir duygu ölesiye sarılmak SENİ SEVİYORUM diye haykırmak o tatlı gözlerinde yalnız kendimi görmek istiyorum Gecenin karanlığında güneşin ışığında suyun damlasında selin coşkusunda kimi yanımdasın kimi rüyamda ama hep aklımdasın unutma. Bembeyaz bir dünyada seninle yaşamak varken böyle uzakta kalmak gücüme gidiyor senin verdiğin sevgiyi seninle paylaşmak varken senin sensiz yaşamak içime sinmiyor.Sana ne desem bilemiyorum hayatım desem hayat bitiyor güneşim desem güneş batıyor sana canım demek geliyor içimden çünkü bu can senle yaşıyor sen güneşin doğduğu karanlığın bittiği yerdesin sen hep kalbimde yatan tek sevgilimsin seninle bütün mevsimleri bir günde bütün yılları bir mevsimde yaşamaya razıyım dün gece sen uyurken kızıla boyadım denizleri uçurumdan attım sessizliği haber saldım rüzgarlara fısıldasınlar seni ne çok sevdiğimi ve özlediğimi doğan her günün sabahında içimde gözlerini görebilmek aşkı olmasa inan hiç bir şeye değmezdi yaşamak beni unut demişsin düşün bir kere hatırlanmaya değer misin? Gecelerin suçu yok bir tanem suç özleyende sigaramın suçu yok bir tanem suç içende, aldığım alkolün suçu yok bebeğim suç onu içinde...
SENİN SUÇUN YOK DENİZ KIZI
SUÇ
SENİ SEVENDE
Git hadi git ciğerim yanıyor Son gece bu, beni sevsen ne olur Kim saracak beni kim sevecek Dur dokunma yüreğim acıyor Sevme beni sevdalardan vurgunlar yedim Bana çok gördüğün aşkı sen ellere ver Terkedilişim ilk değil alışır gönlüm Sevilmeden sevmek var ya o daha beter Hadi beni öldür beni unut Hadi beni göm yalnızlığa Hadi bana hepsi yalan de Beni bırakma
Toprağın olsaydında ellerin olmasaydın
Alnımdan vursaydında beni bırakmasaydın
Ne vardı insafsızım benide yakmasaydın
Gururumu kırıpta sırtımdan vurmasaydın
Allah bir sevgim bir ateşlerde sen yaktın
Nasıl kıydın aşkıma ŞEREFSİZLERE sattın
Sanki darağacında boynuma ilmik attın
Sebebim oldun zalim SONUMA İMZA ATTIN...
Mp3 : http://rapidshare.com/files/190426541/By_EMSALSIZ_SONUMA_IMZA_ATTIN.mp3.html
GİTME !!!!!!!
İçimdeki ateşin sönmeden sönmeden
GİTME !!!!!!!
Elini tutmadan belini sarmadan gitme
GİTME !!!!!!!
Azrail son nefesimi almadan gitme
GİTME !!!!!!!
Toprak bedenimi sarmadan sarmadan gitme..
|
|
|
|
|
Sen giderken ben yüreğim ellerimde gözümde yaşlar seni seyredeceğim ta ki karanlığın içinde kaybolana kadar sonra yavaş yavaş yüremeye başlayacağım attığım her adım beni senden biraz daha uzağa götürecek iki damla yaş akacak gözlerimden yüreğime her damlada seni çağıracağım nereye gittiğimi bilmeden yürüyeceğim saatlerce ölümü düşüneceğim sonra her şeye son vermeyi ama aklıma "sen" geleceksin cesaret edemeyeceğim iki damla yaş akacak gözlerimden her damlada seni yaşayacağım hiç bitmeyecek bu gece bundan sonraki gecelerin bitmeyeceği gibi sabaha kadar resimlerine bakacağım iki damla yaş akacak gözlerimden her damlada seni hatırlayacağım elim telefona gidecek seni aramak isteyeceğim sana bağırmak haykırmak isteyeceğim ama belki korkudan belki istenmemenin verdiği üzüntüden arayamayacağım iki damla yaş akacak gözlerimden her damlada seni duyacağım güneş doğacak kimin için acaba?? Benim için olmadığı kesin kendimi yollara atacağım kalabalığın içine karışacağım tutunacak bir dal sığınacak bir liman arayacağım kendime aklıma "sen" geleceksin iki damla yaş akacak gözlerimden her damlada seni arayacağım annem soracak neden diye soracaklar neden gitti?? Verecek bir cevap bulamayacağım bildiğim tüm kelimeler sanki senle beraber gitmiş gibi olacak ikidamla yaş akacak gözlerimden her damlada seni göreceğim işte senin istediğin oldu işte benim hayatımın özeti her şeye rağmen ayrılmakta kararlıydın ama bende seni içimde yaşatmaya kararlıyım bırakta hiç değilse seni istediğim gibi yaşayayım son öpüşünün sıcaklığı kalsın dudaklarımda son söylediğin söz elveda değil SENİ SEVİYORUM olarak kalsın sen git ben gelmiyorum senden kalanlarla burada kalacağım iki damla yaş akacak gözlerimden her damlada sana yeniden aşık olacağım!!!!!!!!!!!
Senden Başkasından aldıysam koku
Kahreder kuşkunun en hafif şoku
İstersen yarayım kalbimi oku
Rastlarsan bir ize gönül utansın |
DAVA : Bir Aşk Hikayesi
DAVACI : Yalnızlık
DAVALI : Ayrılık
ŞAHİT : Yeminler
SUÇLU : Sevgilim
CEZA : Sonsuza dek seveceğim ...

Ben’li cümleler kurma…yazılarına düşmesin karanlığım…içimdesin kanıyorum…beyaz sayfalarına bulaşmasın kirli kanım…sevdim seni…Kendime bile itiraf etmekten korkacak kadar sevdim…Bu yüzdendi senli cümlelerimi en derinime hapsedişim…Bu yüzdendi uzanan elini görmezden gelişlerim…Bu yüzdendi “GEL” deyişlerini duymamazlık edişlerim…Sevdim seni… nedensiz, beklentisiz, gerekçesiz, tanımsız…sevdikçe korktum kendimden… sevdikçe uzaklaştım senden…yeni hayaller, yeni düşler kuramayacak kadar yorgunum…sevme beni, benim bezmişliğim değmesin sıcacık yüreğine…Sevme beni, korkuyorum…Alışık değilim bana dair yazılar yazılmasına…Bugüne kadar hep bendim içini döken beyaz sayfalara başkaları adına…Hep bendim satir satir kanayan…Simdi senin satir aralarında kendi adimi hecelemek hiç görmemem gereken mavi bir düşü anımsatmakta…Bu düşe dalmak istemiyorum…Çünkü biliyorum, her düş karabasana dönüşmeye mahkum…Biliyorum her düş apansız bir uyanışla son bulmakta… Bu düşe dalmak istemiyorum, bu düşten uyanmak istemediğim için…Sevme beni, korkuyorum…Bu ruh, bu yürek alışık değil yaralarının sarılmaya çalışılmasına…Ömrümce içimi cam kesikleriyle lime lime edenlere koştum ben…Benden beni calip geri vermeyenlere uzandı ellerim yıllarca…Hep bekleyendim, hiç olmadı bekleyenim…Simdi ne olursa olsun bekleyenim olacaksın biliyorum ama inanamıyorum…Bilip de inanmamanın nasıl olduğunu sorma bana…Yine,ben anlatmasam da beni anlamana sığınıyorum…Sevme beni, korkuyorum…O kadar uzun zaman beklentisiz, karşılıksız sevdim ki insanları ve o kadar uzun zaman beklentisiz, karşılıksız sevilmeyi bekledim ki, artık yitirdim inancımı…Artık onlardan biri olmak için kendime rağmen kendimle cebelleşirken çıktın karşıma…Sevme beni, kendime geri dönmemeliyim…Sevme beni, korkuyorum…Korkumdan yazmadım sana bunca zaman…Korkumdan içimdesin…Ben’li cümleler olmasın satırlarında…Okuyunca içim içime sığmıyor…Yansımamı sende görmek yüreğimi yakıyor…Sen yazdıkça, çok eskide kalan bir masal belli belirsiz benliğime süzülüyor…Sevme beni, korkuyorum…Simdi zamansızlıklarımda boğuluyorum…Gereksiz meşguliyetler yarattım dünyevi istekler adına…Kaçışımı kolaylaştırsın diye önemli insan rollerine burundum ahmakça…Kendimi kandırıp, kendimden kaçıp kaybolmanın,yok olmanın,hiç olmanın derdindeyim…“Ben” olarak tutunamıyorum…Sevme beni, korkuyorum…
Sevme beni, “Beni sevme” derken içimi parçalıyorum, içime kanıyorum…
Sevme beni, hak etmiyorum…
Sevme beni, seni seviyorum... ...
Gün Gelir Anlarsın!
O zaman inanırsın gözlerime bir gün gelir. Bir insanı paylaşmak için yaratıldığını anlarsın. O insan yaşamına girer, kalbine, düşüncelerine, diline girer. Her şeyde onun iyiliği ve güzelliği için çırpınır durursun. Öyle bir savaşa girersin ki o insan için. Çünkü kendini paylaşmaz, sadece onu paylaşmak istersin, Çünkü senin paylaşımın söz konusu değildir. Bu aklına bile gelmez. O insanı paylaşmak için, o insan için göndermiştir seni Tanrı. Ve sen dönüp dolaşırsın o insanın kalp çemberinde, gönül evinde. Tek istediğin odur, ama bunu asla kendin için istemezsin; O insan için istersin. Ve senin uğruna ölebileceğin o insan farkına varmaz senin. Sense görmezsin bunu. Aldırmazsın ona. Elinden geldiği kadar yaşamaya çalışırsın o insanı. O insan görmez seni. Görmez, görmez, görmez...
Öyle çok görmez ki seni bırakıp gitmek zorunda kalırsın onu. Farkına varmadığı gibi senin etrafında olmanı da garipser, senin onu yaşamana engeller koyar. Seni ona terk etmeye zorlar her haliyle. Sen ölürsün. Ölüp ölüp dirilirsin o zaman. Kendinle savaşım içindesindir. Ona en iyisini veremediğin için gücenirsin kendine, Tanrı'ya yalvarırsın o insan için. Acılarını yüklenirsin o insanın. Ama o insan acılarını yüklendiğini bilmez, kendi acılarında boğulup daha çok acı verir sana. Ve o kadar çok kapar ki kapılarını sana sen onu bırakmak zorunda kalırsın en nihayetinde... Ve evet terk etmek dışında bir şey yoktur sana düşen. Bir şeyin farkında değilsindir. O insana veremeyişinde boğulup kahrolurken o insan belki de sana dönmeye başlamıştır. Ve bir gün terk edip, gidersin onu. Belki de senin terk edip gittiğin gün o seni aramaya başlamıştır. Ve seni aradığı gün yanında bulamadığı için kahrolur, kızar insanlara. " İşte sen de onlardansın. Sen de bırakıp gittin. Hepiniz aynısınız" deyip küser insanlara. Oysa durumu bu konuma getiren tek şey onun seni zamanında görmemesi, gözlerini kapaması ve seni yanında istememesidir. Evet, o insan terk edildiği için kahrolur ama bilmediği şey gidenin, terk edenin beraberinde götürdüğü kahırdır. Asıl o gidenin senin mutluluğun olmadığı için nasıl cebelleşmektedir kendisiyle bilmezsin. Senin onu görmemen onun için ne acıdır. Ve seni ardında bıraktığı için nasıl acı çeker bilmezsin. Evet, yalnız terk edilenler değil terk edenler de acı duyarlar... Hatta belki daha çok acı duyarlar. Ve sen sevgili... Sen beni seni terk etmeye mecbur ediyorsun. Öyle çok yorgun düştüm ki seni ararken... Evet, hayatımı ve canımı koymuştum senin yoluna. Sense dönüp gittin. Sustun. Seni, paylaşmak için gönderildiğimi görmedin bile. Ben seni her halinle, her şeyinle sevmiştim. Ama biliyorum. Gideceğim. Beni bunu yapmak zorunda bırakacaksın. Biz bir olmayacağız. Ve buna sen engel olmuş olacaksın. Gideceğim ama sanma ki sensiz gideceğim. Seni kendimle birlikte götüreceğim... Ve yaşayacağım her anımda senden olamadığım için acı duyacağım. Öylesi bir acı olacak ki bu, ölüp ölüp dirileceğim bunda. Ve sen bilmeyeceksin. Belki de sen içinden “O herkes gibiydi. Terk etti beni" diyeceksin. Ben seni terk etmedim. Ben seni seninle bıraktım yalnızca. Acı duyuyorum... Çünkü ben senin ikinci senin olamadım. Ben senden bir parça olamadım. Seninle olmayı beceremedim. Sendin bana kendini yasaklayan... Şimdi sensiz ne mi yapacağım? Seni var olduğundan daha çok seveceğim. Evet.. Vazgeçmeyeceğim sevdamdan... Terkedilmiş olsam bile vazgeçmeyeceğim... Bir bir olamayacağız biliyorum... Çünkü bunu istemiyorsun..
Öyleyse gidiyorum ben de...GİDİYORUM      
Bugün gökyüzünde ay o kadar muhteşem görünüyor ki
Hırsız bile durdu o muhteşemlikle birlikte şarkı söylüyor
Yağmurda, pencere önünde Önce kendimi sordum kendime, Sonra diğerlerini...Anladım ki herkesin bir hikayesi var, anlatılası, dinlenesi, ağlanası... Anladım ki herkesin ayrı bir penceresi var. Ve anladım ki her pencerede ayrı bir hüzün var. Her yeni doğan güneş..Benim odama tüm günahlarımın hesabını sorarak ışıklarını saçıyor..
Canım yanmıyor artık..
Çünkü ;
Güneşi görmeyeli yüzünü unuttum...
VEFASIZIN KIZI * HEVES Mİ SANDIN ?
Seni deli gibi sevdim
İstesen canım verirdim
Sen beni derbeder ettin
Bilseydim ben severmiydim
Bilseydim ben severmiydim
Seni vefasızın kızı
Yaktın yüreğimi yaktın
Bir gün sende seveceksin
Bilseydim ben severmiydim
Seni kitapsızın kızı
Yaktın yüreğimi yaktın
Bir gün sende seveceksin
Bilseydim ben severmiydim
Beni böyle yıkıp gittin
Bir derdime bin dert kattın
Gençliğimi ziyan ettim
Bilseydim ben severmiydim
Bilseydim ben severmiydim
Seni vefasızın kızı
Yaktın yüreğimi yaktın
Bir gün sende seveceksin
Bilseydim ben severmiydim
Seni kitapsızın kızı
Yaktın yüreğimi yaktın
Bir gün sende seveceksin
Bilseydim ben severmiydim
Sensiz dünyayı neyleyim
Sendin yaşama hevesim
Ben taş değil bir insanım
Bir gün sende seveceksin
Bilseydim ben severmiydim
Seni vefasızın kızı
Seni zalimin kızı
Seni kitapsızın kızı
Yaktın yüreğimi yaktın
Bir gün sende seveceksin
Bilseydim ben severmiydim
KİTAPSIZIN KIZI
HEVES Mİ SANDIN ?
Yıllarca bekledim seni sevdim
Aşkıma karşılık verirsin diye
Yollara bakıp her gün ümitle
Belki bir gün bana dönersin diye
Yollara bakıp her gün ümitle
Belki bir gün bana dönersin diye
Bende ki bu aşkı heves mi sandın
Üç beş gün sonra biter mi sandın
Böyle bir sevdayı sen kimde gördün ahhh
Ne leyla ne mecnun böyle sevmedi…
Aşkıma karşılık verseydin keşke
Ağlamazdım ben her gece böyle
Sevmiştim ben seni delicesine
Ne leyla ne mecnun böyle sevmedi
Sevmiştim ben seni delicesine
Ne leyla ne mecnun böyle sevmedi
Vayyy gülüm vayyy derde mi yanarsın sevdaya mı?
Neye yanarım biliyor musun güzel kız?
Hani beni görüpte o suratını asışın var ya
Hahhh işte ona yanarım sanki suç bendeymiş gibi
Kendine gel güzelim sen benim sevdiğim
Sen benim taptığım sen benim sevdalım olamazsın
Çok değişmişsin be güzelim
Hani bir söz vardır bilir misin?
Ağlamayı bilmeyen gözler sevmeyi de bilmezler
Ama ben seni hala seviyorum be güzelim
Bu da demektir ki ben hala ağlıyorum
Dedim ya güzel kız
Bendeki bu aşk ne heves nede üç beş günlük
Bendeki bu aşk bendeki bu aşk
Bu can bu bedenden çıkıncaya kadar güzelim
Bu can bu bedenden çıkıncaya kadar güzelim
Bir fidan olsam toprakta suyum sen olsan Kurur kalirim gulum senle acamam Varsa söylenecek bir söz sevgi adina Birak ben söylerim gulum sen sadece sus... Görmedin mi vefasizlar vefa görmezler Bilir misin son sözu a$k adami söyler Son demlere bakip yuregini sogutma Bu yurek kirk vefasizi bir anda siler.. Tel tel olsa yüregim her tel sen olsan Koparirim yuregimi yine aramam seni.. Varsa söylenecek bir söz sevgi adina birak ben söylerim gulum sen sadece git... İşte böyle gideceksin salına salına ardına baka baka Kimi bekliyorsun da bakarsın ardina Demezler mi adama? Sen bir gurursuzu sevmedin ki güzelim Ki gelsin ardından O asilce sevdi ve asilce gitti Yaptığını çekeceğinden kuşkun mu vardı da Şimdi elem içinde ağlarsın Görünen köy misali var mıydı gerek klavuza Şimdi yerli yersiz ağlama vaktidir Çevrene ne yapacağım diye sorma vaktidir Alacağın cevabı ben söyleyeyim güzelim Bilmiyorum diyecekler Kimin gücü yeter ki zamanı geri çevirmeye Öyleyse sen sadece susmayı dene İlk gittiğin gibi güçlü sansınlar seni Bu beni daha mutlu eder Bir çaresizi mi sevmişim dememem için Sen öyle olmasan da ve ben bilsem de Sen güçlüymüs gibi yap Şimdi hoşçakal deme zamani Amma sen hoşça kalmayi haketmiyorsun ki Sevmenin ve sevilmenin hakkini verebilenendir o Sana söylenecek tek sözüm var Bu ömrü sevgiye hasret Mecnun misali yaşaman dileğiyle... Tel tel olsa yüreğim her tel sen olsan Koparırım yüreğimi yine aramam seni.. Varsa söylenecek bir söz sevgi adına Bırak ben söylerim gülüm sen sadece sus...
MP 3 :
***********************************************
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,
Kendimibulduğumda anladım. Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, Kendi yolumu çizdiğimde anladım.. Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, Okuyarak,dinleyerek değil.. Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.. Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, Neden hiç ağlamadığını anladım.. Ağlayanı güldürebilmek,
Ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım.. Bir insanı herhangi biri kırabilir,
ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş, Çok acıttığında anladım.. Fakat,
Hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını, Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım.. Yalan söylememek değil,
Gerçeği gizlememekmiş marifet, Yüreğini elime koyduğunda anladım.. ''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak, Sana ''git'' dediğimde anladım.. Biri sana ''git'' dediğinde,
''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek, Git dediklerinde gittiğimde anladım.. Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,
Her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan, Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım.. Özür dilemek değil,
''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım.. Ve gurur,
Kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş, Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.. Ölürcesine isteyen,beklemez,
Sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi, Beni afetmeni ölürcesine istediğimde anladım.. Sevgi emekmiş, Emek ise vazgeçmeyecek kadar,
ama
özgür bırakacak kadar sevmekmiş...
MP3 :
http://rapidshare.com/files/191862602/Bedirhan_GoeK_E_-_Anlad__305_m_-_Can_Yuecel__.mp3.html

 
Sevgisiz yasayamam diyorum yasayamam sevgisiz gözlerini düsünmeden ellerini tutmadan yasayamam içimdeki bu aci bu içten içe dağlayan sancı var ya Yalniz kimsesiz çaresiz ama evrenlere sığmazcasına dopdolu sevgisiyle güçlü özlemiyle sonsuz görmeyeceksin onu dediler Bir daha onunla karsilasmak yasak Sesini duymak gönlünün akisini izlemek yasak ya beni ondan ya onu benden koparmalari gerek üst üste çekilmis soluk fotograflar vardir hani kim hangisi ? Kim kimin ? Kimi nerden neyi nasil ayıracaksınız ? Ne kalacak geriye ? Boşluğu görecek mi gözleriniz ?Sanmiyorum resimler ayrılmaz fotograflar da... ama insanlar ayrılır kilometrelerce millerce dünyalarca ayrılır uzaklaşır istersem ben de ayrılır uzaklaşırım. Göremezsiniz bilemezsiniz nerelerde olduğumu düsüncelerin resmi çekilmez duygularin asla! istediginiz kadar koparıp götürün onu benden alıp götürdügünüzü sanın "Su oldu küçücük bir su damlası cağıl cağıl yüregimde çağıldayan ışık oldu göz bebeklerimde ışıldayan Ses oldu yalnız benim duyup işittigim rüzgar oldu tüm duygularımı savuran istediğiniz kadar koparıp götürün onu bendenöyle sanın" *** "Çoktandır aglamıyorum önce niçin ağladığımı sorarlardı sonra da neden ağladığımı merak eder oldular sordular resimler gösterdiler doktorlara götürdüler aglatmak için beni niçin gülmüyorsun derlerdi simdi korkuyorlar kahkahamdan bazen bende korkuyorum sahi baskasımıdır gülen?Ben olamam öyle uzaklardayım ki." *** "Suyumu ışığımı aldım ve yolculuga çıktım yemek yemiyorum tabaklari firlatmak geliyor içimden üseniyorum yolculuk için hafif olmak gerek onca insanı onca sorgu-suali beraberimde götüremem ya ! Elimden kolumdan bacaklarimdan çekistiriyorlar. Kendileri gelemedikleri için beni de bırakmıyorlar. Ben istedigim an istedigim yere gidebilirim oysa" Ellerimden ayaklarimdan tuttular kollarimdan SIMSIKI yakaladılar beni gitmemem için geri dönmem için sürüklediler bir yerlere fark etmedim bile ! inan hiç aci duymadim benim iyiliğim içinmiş öyle diyorlar inanmıyorum tüm sözleri tüm davranışları yalan ! Bir seyler söylüyorlar ve güldüklerini sanıyorlar ya da gülümsediklerini gözleri acımasız gözleri kaskatı anlamadıgım bir dilden konusuyorlar sanki kuskusuz onlar da beni anlamıyorlar dilimi söyleşimi yani bir çesit oyun bu ! çok eğleniyorum konuştukça uzaklaşmak ne hoş ve oynamak tek başıma" "Ne zaman yakın oldular ki ? " Ne garip kimseyi sevmiyor dediler geçen gün kimse ile ilgilenmiyor gözlerimi kapıyorum sımsıkı!! çekip almasınlar diye kıskanmasınlar seni benden yok olduguna ınandırmak istiyorlar beni sevmiyorsan yoksundur bu kadar yakin öylesine uzak olmak istemem çok uzaklarda da olsan yokluguna inanamam çünkü biliyorsun sevgisiz yasayamam ben yani sensiz gözlerini düsünmeden ellerini tutmadan yasayamam sevmezsem yokum ben ! Sen ben yine sen... Uzak... Yakın... Bulurken kaybetmek gibi yok yok kaybederken bulmak!!!" biliyorum çünkü.... "SeniSeviyorum"
Önceleri söyleyemezdim sevdiğimi anlatamazdım içimdekileri çünkü hissetmedim hiç böylesine derin duyguları kimseye merak ediyorum acaba her gece seyrettiğim yıldızlar neden şimdi bu kadar parlak ve de neden daha geniş gökyüzü? Neden adını duyduğum anda heyecandan yüreciğim hızlı hızlı çarpar? Neden uyumak istediğim anda sen aklıma geliyorsun geceleri ve ben sabah ezanlarında uyandığımda gözümü açar açmaz gül yüzün karşımda canlanıyor? Seni sevdiğimi biliyorum ama anlayamıyorum! Bir aşk beni benden alıp bilmediğim tarif edemediğim sınırsız ve mekansız bir aleme nasıl götürüyor anlayamıyorum mantığımı hislerime teslim ettim artık tıpkı rüzgarın dilediği yere götürdüğü bir kuru gül yaprağı gibi aşkının serserisi bir divaneyim bazen de çocukluk aşkım geliyor aklıma o zaman duyduğum çocukça hisler sevdiğime sevdiğimi söyleyemediğim platonik aşkım o zaman da sevgilimi görebilmek için saçma bahanelerle yaklaşmak isterdim kendisine her işimde koşarken atlarken oynarken çalışırken başarıyı yakalayabilmek için aşkımın adını ortaya koyardım o zaman çocuktum her çocuk gibi masumdum şimdi yine seviyorum anlıyorum ki dürüst bir aşk ebedi ömre adanmış bir aşk yaşayan herkesi o AŞK masumlaştırır çocuklaştırır kalpler yumuşar gönüller genişler gözlerden perdeler kaldırılır ve sevdiğini sevdiğin kadar görürsün. Ey Sevgili! nasıl anlatayım sana seni ne kadar sevdiğimi benim kalbim öylesine geniş ki içine tüm güzel insanlar kuşlar hayvanlar dağlar deryalar ve hepsinin sevgisi sığmış kapladıkları yerse bir köşesinde tek bir hücre gerisi sadece sana ait ve sevginle dolu sen benim sahip olduğum tek varlığım aşk oyuncağımsın aşk oyuncak olur mu? denilebilir ama küçük bir çocuğun yüzünü güldüren oyuncak ve de sevgi değil midir sadece? verdiğinde tatlı bir gülüş aldığında da acı gözyaşları bir dakika unutsam seni ya da hayalin dahi kaçsa gözümün önünden saatlerce ağlarım tek saniye bile sürse kaybetmişliğini yaşamaya tahammül edemem dokunamasam da ellerine gözyaşların süzülmeden dudaklarına öpemesem de kirpiklerindeyken uğrunda yüzlerce kez canımı feda etmek isterken bir tek canımla seni bir an bile mutlu etme imkanını yakalayamasam da ömrüm boyunca parmaklarımla okşayamasam da saçlarını teninin kokusunu bir nefes dahi çekemesem de içime ve ve sen seni sevdiğimi bilemeden ölsen de seni sevmekten v a z g e ç m e y e c e ğ i m. Gün gelecek kelimeler tükenecek aşkımı anlatacak sözcük bulamayacağım ama hislerim diri bedenim yorgun sevdam solgun beklerken ölümü yapayalnız yaşamanın da alışkanlık olduğu ama benim sensiz geçen her anda ölümü yaşadığım hayatta son nefeslerime doğru başımı bir daha kalkmamak üzere son kez koyacağım yastığıma güneşin benim için son kez battığı ve de gecenin tüm mahlukatı gizlediği karanlık örtüsü altında belki de beklediğim sevgiliye kavuşmanın mutluluğunu anlatmak isteyen yıldızların ışıltısını manzaralaştırmış penceremden gökyüzüne son bir bakış ta.. Madde değil mana bağımlısı gönlümün en derin yerinden ve en kuvvetli haykırışıyla ve hep aynı sözü yine o iki kelimeyi zevkle söyleyeceğim...



Bugün olduğu gibi yarında,yarından sonra da ondan sonraki günlerde de gözlerimdeki yerinin değişmeyeceğine,seni bir ömür seveceğime, kelebeklerin renklerinin insanı büyülemesi gibi yarınımda da hep seninle yaşayacağıma,her bakışında okuduğun o gözleri her zaman yanında göreceğine,en yakın dostun,en yakın sırdaşın,en yakın arkadaşın olacağıma,sıkıntının sıkıntım, üzüntünün üzüntüm olacağına,her kızgın anını çiçeğe dönüştüreceğime,her üzgün anında tebessümün geri gelmesi için elimden geleni yapacağıma,asla ve asla soğuktan ve yalnızlıktan üşümeyeceğine,karanlıktan korkmayacağına,yanında olmadığım ve varlığıma ihtiyacın olduğu her anda bir rüzgar olup seni saracağıma,gözümün gözüne değdiği her an,sana yeniden aşık olup seni bir periye dönüştüreceğime, yaşam boyu her sabah sana aşık olarak uyanacağıma, sen uyurken sana bakıp sen ve ben için dualar edeceğime,hasta olduğun zaman sana çorba yapacağıma,seni asla üzmeyeceğime,seni kızdırırsam bunu istemeyerek yapacağımdan hemen özür dileyeceğime, beni tanıdığın gün benden gördüğün neyse ömrünce AYNI BEN’İ göreceğine, sevgimin asla değişmeyeceğine, azalmayacağına, bilakis her gün büyüyen bir sevgiyi dönüp mutluluk ormanlarına seni taşıyacağıma,senin her şeyin önünde olduğun gerçeğinin asla değişmeyeceğine, seni asla ihmal etmeyeceğime,senin,sadece 14 Şubat'ta değil 365 tane sevgililer gününde 365 tane ismin olacağına,sana yalan söylemeyeceğime,elini usul usul korka korka tuttuğum o ilk gündeki aynı heyecanı hep yaşayacağıma,Bir ömür senin elini bırakmayacağıma,bir ömür 'Canım' olarak kalacağına,tüm balonları senin gibi gökyüzüne salacağıma,tüm çiçeklerde seni göreceğime, okyanuslarda seni dalga yağacağıma,yıldızlara kement atacağıma,gökkuşağına salıncak kurup 7 renge senin rengini karıştıracağıma,her satırda seni yazacağıma,seni çizeceğime ve sana sesleneceğime, hiçbir şeyin hiçbir zaman senin önüne geçemeyeceğine, her günün bir öncekinden daha güzel olacağına,her anın unutulmazlık zincirine bir yenisini ekleyeceğime, sana her zaman 'Hayatım' diyeceğime....
Seni sonsuzluk kadar seveceğime... Seni 'SEN' olduğun için seveceğime... Seni bir ömürden öte seveceğime.... Seni Seviyorum diyeceğime....
SÖZ VERİRİM YEMİN EDERİM
Bedenin toprağım olsun...



Ben seni kocaman bir yürekle sevdim.Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören.Sen damarlarımdaki kana karışıp,geldin oturdun yüreğime.Bir başka yerde olamazdın zaten.Sen,benim en değerli yerimde,yüreğimde olmalıydın,orada kalmalıydın.Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek,ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni.Herhangi bir konuk değildin artik.Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı,ne de uğurlama.O yüreğin gerçek sahibiydin.Simdi sonbahar,kısa giriyoruz ya...Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle.Çiçek çiçek açtın yüreğimde.Gökkuşağı zayıf kaldi,senin renklerin karşısında.Taze bir yaprak gibi yeşildin.Açelya idin pembeliğinle.Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün.Kırmızıydın bir Ateş gibi.Ve maviydin...En çok bu renkle anmayı sevdim seni.Denize tutkundum,denizi sensiz,seni de denizsiz düşünemedim.Seni severken dünyayı da sevdim ben,insanları da..Kendime bile dar gelirken,içinde herkese yer olan bir hayatin sahibiydim artik.En kızgın,en tahammülsüz olduğum anlarda bile,seni düşünmek yetti bana.İçimdeki sevinç yüzüme yansıdı,güldüm.Beni öylesine güldüren senin sevgindi ve ben kaygısız,içten gülüşün ne demek olduğunu,nasıl güzel bir şey olduğunu anladım seninle...Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yoktu.Koca bir kente,koca bir ülkeye kafa tutabilirdim.Sen elimden tuttuğunda, patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi.Menzil sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim.Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim,kul ederdim.Sana ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm.Ve o göle bir tek sen girebilirdin.Sevdim ve hayrandım da...Her halin çekti beni.
Duruşunu,uyumanı,gülmeni,kızmanı,şaşkınlığını,saflığını,kurnazlığını,çocukluğunu,olgunluğunu sevdim.Sesini de sevdim suskunluğunu da.Küçük oyunlarını,kaprislerini,sitemlerini,korkularını sevdim.Seni ve o doyumsuz sevdanı,uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu zaman.Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadı.Seni severken yorulmadım.Çünkü sen yaşam kaynağıydın.Her gün yenilendim.Seninle çoğaldım,büyüdüm.
Eksik kalan neyim varsa tamamladın.
Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin.
Sevdim seni işte böyle… Bunun ötesi yok…
sen gulum idun sevdigim idun soz vermistik olumune sen benum idun
Alnumiza yazildi yar bu kara yazi Soz vermustuk tutamaduk biz sozumuzi Bedduamisin beni hic unutmayasun Olene kadar sevdigum yarsuz kalasun Unutamam artik seni hep seveyurum Senin icun senin icun yar oleyurum
Sen yarum idun Sevdalim idun Olesiye sevdum seni Herseyimdun Kader boyle ayirdi bak yollarimuzi Ne yapalim kuramaduk yar yuvamuzi Goruyorum bu ask beni senide yakar Ayru dustuk senunle yar sonsuza kadar O guzel gozlerine yar doyamuyorum Artik yeter senun icun aglamiyorum O guzel gozlerine yar doyamuyorum Her sey bittu senun icun aglamiyorum
MP3 :
http://rapidshare.com/files/224666253/By_Emsalsiz.mp3.html
BABA
Bir Çınar Gibiydin Sen Devrilmezdin Gazel Olup Uçtun Gittin Be Babam Insan Hiç Düşünmezmi Evlatlarini Yanan Ciğerimde Köz Oldun Babam Feleğin Elinde Koz Oldun Be Babam Şu Kara Toprakta Toz Oldun Be Babam
Sigarası Sönmezdi Tüterdi Dumanı Unutmazdı Uzaklarda Kalanı Azraille Edemedim Aranı Yanan Ciğerimde Köz Oldun Babam Feleğin Elinde Kozz Oldun Be Babaam
Hastanede Kan Ter İçindemiydin Dün Rüyamda Gördüm Ne Haldeydin Ben Askerde İken Kefenmi Giydin Yanan Ciğerimde Köz Oldun Be Babamm Feleğin Elinde Koz Oldun Be Babamm Şu Kara Toprakta Toz Oldun Be BabamBir Çınar Gibiydin Sen Devrilmezdin Gazel Olup Uçtun Be Baba Insan Düşünmezmi Evlatlarini Yanan Ciğerimde Köz Feleğin Elinde Koz Oldun Babam Seni Anlatmam Çok Zor Seni Satırlarıma Sığdıramadım Seni Kelimelerle Anlatamadım Seni Sazımlada Anlatabilirsem Namertim Baba Yanan Ciğerimde Köz Feleğin Elinde Koz Şu Kara Toprakta Toz Oldun Be Babam Toz Toz
Bize sevmesini öğretmediler sevgili,bize hep sevgiyi saklamasını öğrettiler Hep bekletmeyi..hep ertelemeyi...bu yüzden biz kiminle birlikteysek bir diğerini ama hep uzakta olanı özledik,hiç dinmedi doyumsuzluğumuz,biz hep uzaktakini sevdik sevgili...yanımızdakini değil,odamızın duvarının arkasındakini değil,bir şeyler paylaştığımızı değil,uzaklardakini ulaşamadığımız kadar uzaklardakini sevdik... Yanımızdakileri kırıp geçirdik incitip üzdük de, hep ulaşamadıklarımıza sakladık söyleyemediğimiz o güzel sözleri... Özlediğimiz sevgiden delice korktuk biz sevgili. Sevmek bizim için sınırlarımızdan hiç çıkmamaktı. Kendi sınırlarımızda sevmek hep kapana kısılmaktı.Bu korku yüzünden hep karşımızdaki insanların sevgisini eksik bulduk,küçümsedik onların sevgisini,yeni heyecanlar arama isteği vardı.Bir kişide takılı kalmak ne kadar basit diyorduk. Gözümüz hep uçan kuşlardaydı Yüksek dağların en tepesinden bakıyorduk insanlara biz. Sorun bizdeydi sevgili. Sevgiye inançsız olan bizdik...Bir insan bizi sevmeye başladığında yenildiğinde sevgimize;ondan uzaklaşır, nasıl da tiksinirdik sevgilerinden biz. Ama bizden biraz uzaklaşmaya görsünler onları yana yakıla nasıl da arardık. Çünkü biz sevilmeye alışmıştık, hatırlasana nasıl da ihtiyaç duyardık seslerine, kokularına. Kaybolmuştuk dağıttığımız sevgilerde. Kim bizi seviyordu, biz kimi seviyorduk. Sınırlar erir, karışırdı her şey. Öksüz sahipsiz bir sevgimiz vardı ama onu kime vereceğimizi şaşırdık. İnanırlardı bize,inanırlardı o öksüz, sahipsiz, başıboş sevgimize. Çünkü çevremizdeki herkes o kadar hasretti ki sevgiye.. Çünkü onlar da bizim gibi sınırlar içinde büyümüşlerdi. açılamıyorlardı kendilerini tanıyamadan çıkamazlardı, sınırdan izinsiz çıkış yoktu bize sevgiye geçit yoktu.Kaç zamandır kendimizi kandırdık sevgili. Kimi sevenler şarkılarda yaşatır sevdiğini,kimi eski cüzdanındaki eski, soluk bir resimde, kimi ise hayallerle süslediği sınırlı dünyasında anlatacak çok şeyleri yoktur.Çok olan sadece çektikleri acılardır sınırlı dünyalarında. Bunu bilirler sevgili,ama kıramazlar zincirleri. Aşkı,sevmeyi,sevilmeyi kendimizi adamayı o kadar çok özlemişken,aynı zamanda ikiyüzlülükte içimize işlemişti.Kendimden biliyorum,gözümüzde hayatımızın zerre kadar önemi yoktu.Gerektiğinde hayatımızı hiçe sayacak kadar kahraman ama bir o kadar da yalancı ve riyakardık sevgili. Patlayıcı bir madde gibi taşırdık sevgileri.Kaygı dolu,ürküntü dolu bir sır gibi taşırdık sevgileri.Okuduğumuz yoksulluk romanlarında,gözyaşlarıyla seyrettiğimiz filmlerde anlatılan kahramanların hayatlarından daha berbattı hayatımız aslında.Ama kendimize duymadığımız şefkati onlara duyardık.. Birbirimize ne kadar ne kadar üzüldüğümüzü gösteremediğimizden, birbirimizin derdine yeterince eğilemediğimiz için bu filmlerdeki kahramanların hayatlarına ağlardık doyasıya...Aslında birbirimizi çok sevmek istiyorduk,ama nedense çok utanıyorduk bundan ve hep erteliyorduk. Yürürken sokakta karanlıklar eşlik ediyordu sadece....
Aşkta yarın yoktur sevgili.

Yeni bir yıl daha geliyor…Acısıyla tatlısıyla tüm duygularımın katliamlara uğradığı seninle olup ta sensiz yaşadığım bir yıl daha büyük inlemelerle son buluyor Sensizlik mi daha çok zordu yoksa seninle var olmaya çalıştığım kendi duygularımın içinde tüm çaresizliğimle hayal ettiğim ve bu hayallerin bir bir dar ağacında asılmasıyla gelen tüm acılarla hasretlerle göz yaşlarıyla biten son bulan gençliğim mi..Hangisi daha zordu giden günlerin ardından bunların hesabını yapıyorum şimdi yüreğimde … Mutluluk adlı bu hayatın en zor rolünü hep üstlenmeye çalışsam da seninle birbirimizi seviyoruz dememize rağmen neden benim bu isyanım Neden bu göz yaşlarım neden bu umutlarımın bir bir kurşuna dizilmesi sadece NEDEN ? Ne sabahları bıraktık geride ne umutlarımızı hayallerimizi gömdük seninle sabahın o kör ışıklarına ? Gönlüm yasta şimdi yeni gelen sensiz bir yeni yılda daha…Sensiz kaldım hasret kaldım acılarımla bir başıma kaldım kan ağlıyor şimdi gözlerim kan…Her yanım darmadağın paslanmaya yüz tutmuş bedenim şimdi bana isyan ediyor… Kaç geceyi sabah ettikte dağların sırtından doğan güneşle birlikte kaç kere batırdık o sevdamızın üzerine doğan güneşi dalgaların sırtından gün batımlarıyla… Her yeni gelen gün hasretlerimin acısı olduğunu bile bile yinede savaştım olur dedim belki düzelir dedim çünkü bir gerçek vardı seviyorduk birbirimizi…Ne yeminler ne sözlerimiz vardı…Hepsi bir bir olması gereken ama hep sonunun yalanlarla son bulan yada bulduran her yaşadığımız andan öte olan sevdamızın her inlemeleriyle ne umutlarımız vardı…Yalanmış meğer….Şimdi yeni bir yıl yeni umutlar yeni hayaller kurarken sen hayatında benim daha tomurcuk olan dallarıma kar’lar düştü…Buda benim kaderim diyerek avuturken kendimi çaresizliğimde yeni bir umutların peşinden koşmayacağım yeni hayaller kurmayacağım ben… Benim sözlerim yeminlerim bir kurşun gibi dururken yüreğimde senin hayatında yeni yılda tüm umutların yeşerecek belki hep mutluluk dediğin o gerçeği kendi ellerinle yakalamaya çalışırken yorulduğunun farkına vardığın zaman sonra sonra deniz kızı dönmek istediğin zaman geriye tüm hayatının acı gerçekleriyle karşılaşmış olacaksın….Gözyaşı nefret bulacaksın…ve anlayacaksın ki vakit artık çok geç….Kıymet bilmesi gerektiğin hayatındaki kişilerin elinde bulunduğu sürece kıymetini bilemediğinin farkına vardığın zaman tüm hasretlerini özlemlerini omuzlarına alacaksın belki bir gün bu yazımı okuduğun zaman benim demediğim “Keşke’leri” diyeceksin bir gün gelecek keşke büyük bir iyilik için küçük bir kötülük yapsaydım diyeceksin…Keşke dediklerine isteklerine karşılık verseydim diyeceksin kazanacaklarının yanında kaybedeceklerini hiçbir zaman düşünmeyecektin ve kazanan sen olacaktın oysa ki şuan kaybeden sensin ve keşkelerini tüm yarınlarına ekleyeceksin….bekleyeceksin ama o yarınların hiç gelmeyecek…Tüm umutlarımı hayallerimi yükledim şimdi duygu yüklü gemime ve artık yeni yılda sensiz yol alacağım her odama girdiğim zaman her yerde seni yine göreceğim seni yine sensizlikte yaşayacağım ben…zaten her zaman böyle yaşamıştım ve sende yaşatmıştın..Tarihler bir bir eskiyecek anılar bir bir eskiyecek gözlerimde sadece senin gidişini hatırlayacağım ve bir tek senin gidişin hiç eskimeyecek gittiğin günden beri ıslak bir elbise gibi yapışıp kaldı bedenime gidişin çıkarıp atamadığım o hiç eskimeyen gidişin…Sen yeni sevdalarda kendini avuturken mutluluğunu ararken oyunlar oynayıp hayaller kurarken ve gülerken Ben Ya seni severek öleceğim yada hiç sevmediğim ölene kadar sevemeyeceğim birisine sana olan sevdamın cezasını bedelini ödeyeceğim….Senin yokluğunda acıları çeksem de bir gün olurda gelirsin tekrar diye düşünmek yerine olmayan düşüncelerimde şimdi bu yeni yılla birlikte noktayı koyarak bitirmiş oluyorum….Kutlamalısın kendini çünkü bu yazıyı yazan insanda bir zamanlar seni seviyorum dediğin senin hayatının eseri... Yeni yılla birlikte tüm hayallerinin gerçekleşmesi dileğiyle ve o keşke dediğin tüm güzelliklerin bir bir seninle olması ve gerçekleşmesi dileğiyle deniz kızı….ağlamadan,dillerim dolanmadan, gecenin karanlığında çözülmeden yumruğum,şafaktan utanmayıp, utandırmadan aşkı, üzerime yüreğimden başka muska takmadan konuşmak istiyorum….Artık
BENDE SANA YETECEK KADAR
BEN KALMADI….
Yokluğunun mutluluğu içinde boğulanları oynuyorum...
Bugün benim doğum günüm sanıyorlar... Oysaki ölüm yıl dönümüm bilmiyorlar.
Senden önce başlamıştı sensizlik içinde bir bir kayboluşlarım... En güzel çağımda âşık olmuştum sana... Saçlarını ardına savuruşunu gözlerimin içinde gözbebeklerini kayıp edip sonra bir çocuk gibi onları aramanı, belkide ben sendeki tüm imkânsızlıkları sevmiştim... Hiç bir şeye aldırış etmeden... Uzayıp gitmek istemişti bir su misali aşkın parmaklarımın üzerinden... Hatırladıklarım kadar geçmişi yargılamaktansa bir sen daha edebiliyor belki de tüm sorun benim çaresizliğimdir… Tüm duygularımı bir bir asıyorum darağacında her dökülen kelime dudaklarımdan sensizliğin özüdür, kaç milyonlarca kez isyan etmiştim oysa...
Belki de kaç milyonlarca kez yaşarken ölmüştüm sadece senin için... Kaç aşka bedeldi sana adanmış nefesliğim?
Bugünün önemi sendin aslında ben değildim... Bugünün içinde ben sadece bir sebepken sen tüm etkinliklerin sonucuydun... Asıl olay senin beni... Benim doğum günümde bırakıp gitmen kaderime terk etmendi... Bir başka kollarda bir başka diyarda bir martı kanatlarında saklı aşkımın satılmışlığıyla... Ve yine bir başka gözlerde sözlere belki de benim yalnız gecelerimde...
Her sabah odama günahlarımın hesabını sormak için giren güneş bu defa acımasız davranıyor çünkü güneşi görmeyeli yüzünü unuttum...
Dedim ya bugün benim doğum günüm biliyorlar...Oysa ki ölüm günüm olduğunu bilmiyorlar....
Sayım ERDOĞAN

Yoksa ... Gidiyorum demen mi? Icimi inceden inceye acitan...hani boylesine sessiz icimi kanatan,gozlerimi dolduran ellerimi alkolik insanlar gibi titreten...Belkide seninle yasanmamis olan herseydir beni yikan acitan... Ey gozlerine makmaya kiyamadigim,yanagina dokunmak isteyipte titreten o mahur yuzundeki gozyasim...neydi beni benden alan ?Tum gecmisimin izlerini buldugum kadinim sensin icimi boyle yakan,benide karanliklara kapatan,,,sensin butun hayatimin anlami,sensin yasama sebibim...Yillar sonra gozleri yarali gelen yuregi ezik gelen gecmisindeki tum gozyaslarini inciden kolye yapan sevgi kapisini bana aralattiran sensin...Guzellige dair ne varsa eginde barindiran sensin...Sen ki bir bebegin masumca gulusunde sakli olan tebessumum senki aksami etmek icin saydigim saatlerimsin...An`imsin, an`larimsin...En`sin En`lerimsin..ama bir gun gideceksin ve ben GITTI diyebilmekle yetinecegim...Caresizlikler kaplamisken pas tutmaya yuz tutmus kalbimi..ben kendimi kandirmakla yogunlasacagim...her yogunlastigim anlarimda bir bir eriyecegim....bu eriyisim seni tekrar gorupte gozyasi doktugunde son bulacak....
iste simdi o gun icin YASIYORUM..... November 28
Sen beni bensiz yaşayabiliyorsun
BEN
Beni sensiz düşleyemiyorum
1980'de geldim cihana
Hiçgün görmedim şufani dünyada
Tabudumun rengini isterim kara
Örnek olsun sevipte ayrılana
Bir gün yolun düşerse mezarıma
Dök göz yaşını o mezar taşına
Orada yalnız S@YIM yatıyor
Tam 28 yaşında
Gönlüne aşık oldum gözlerine tutsak
Seni seviyorum ama mutluluk bana yasak
Gülen gözlerime bakıp ta sanma ki beni bahtiyar
Her gülüşümde binlerce GÖZYAŞI YAĞMURU var
Gönlüne aşık oldum gözlerine tutsak…
Seni seviyorum ama mutluluk bana yasak…
Gülen gözlerime bakıp ta sanma ki beni bahtiyar
Her gülüşümde binlerce GÖZYAŞI YAĞMURU var
Bir gün sokakta yürürken yanından bir cenaze geçecek ?
Merak edip “Kim öldü “ diye soracaksın ?
“Bırakıp gittiğin sevgilin” diyecekler.
Ağlayacaksın!!!
Mezarıma koymak için bir kırmızı gül arayacaksın ama bulamayacaksın
Çünkü mevsim SONBAHAR olacak
Ya Seni severek öleceğim
Yada hiç sevmediğim birisine
Sana olan sevgimin bedelini ödeyeceğim
Benim küçük dünyamda
Toplam   kadar kaldınız teşekkür ederim...
ICQ : 305771166
Dünyaya TÜRK olarak geldiğim için,
Müslüman doğup Müslüman yaşadığım için,
Allah'ıma milyonlarca kez şükürler olsun...
  
 
SEN İÇİMDE KANAYAN
TEK GÖNÜL YARAMSIN
İntihar kıvamında sevdim ben,
Lades aşklar buldu beni....
Vucumudumda birinci derecede AŞK yanıkları...
Bugünler bitti
Yarınlar HOŞÇAKAL
Ey sevgili !!!
Söyle kaç aşka bedeldir
SANA ADANMIŞ NEFESLİĞİM !!!
|
|
|
|